<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910</id><updated>2011-07-07T19:40:44.133-07:00</updated><title type='text'>MAZLUMDER Ankara Şubesi</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>32</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-2372860293236031348</id><published>2010-03-10T13:30:00.000-08:00</published><updated>2010-03-21T13:40:15.434-07:00</updated><title type='text'>Görünen Yüz İle Yaşanan Hayatta Aydınlar ve Manşetler</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/S6aEFBV6yqI/AAAAAAAAALA/4esZsriE8u0/s1600-h/bayram+ak%C3%A7ay.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 188px; FLOAT: left; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5451189620773145250" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/S6aEFBV6yqI/AAAAAAAAALA/4esZsriE8u0/s200/bayram+ak%C3%A7ay.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Aydın, ülkenin gittiği istikameti resmeder ve gitmesi gereken istikameti belirler, bu yüzden de muhaliftir. Gündemlerden daima bir adım önde olmak zorundadır. Ne zaman gündem ile Aydınlarımız aynı yerde, o zaman vay halimize. İşte o zaman fikir tutulması, hattâ geriye gidiş başlayacaktır. Gündem aydınlarımızı asla yakalayamamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündem, basın yayın organlarında öne çıkan haberlerle oluşturulur. Bu günlerde öne çıkan gündem maddeleri ise Ergenekon, Balyoz darbe planı, asker-hükümet gerginliği, vs. Her yeni gün, bu konularda yaşanan yeni gelişmelere gebe. Şaşkınlıkla yapılacak fiilleri kamufle edebilmek için senaryo deyip darbe planı yapmak, irtica iç tehtit deyip darbe yapmak, darbe deyip banka soymak, vs. uygulamaların ayrıntılarını öğreniyor ve son dakika gelişmeleri kaçırmıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydınlarımız, basın yayın organlarında öne çıkan bu haberleri yıllardan beri söylüyor ve yazıyordu, sonra da beklediği destekten daha çok mahkeme salonlarına davetiye alıyordu. Şimdi ise bazı aydınlarımız bir zamanlar bedelleri göze alarak konuştukları meselelerde en çok söz söyleme-yazma benim hakkım vehmi ile aynı konuları tekrar tekrar yazma ve söyleme yarışına girmişler sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere girerseniz kaynayan kazana yanarsınız tabii, girdaba kapıldınız mı dönersiniz tabii, akıntıya kapıldınız mı sürüklenirsiniz tabii. Kör olmuşsunuzdur, artık sürüklenişinizden başka bir şeyleri görmezsiniz. İşte o zaman muhalifliğinizi de ülkenin gitmesi gereken istikameti belirlemeyi de, aydınlığınızı da yok edersiniz. Bir hiç olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündemin belirlenmesinden söz etmiyorum gündeme kurban edilen dimağlarımızı eleştiriyorum. Aydınlarımızın bu ülkeye yeni ufuklar açması, başka var olan sorunları da gündemlerine alması her şeye rağmen muhalif duruşunu koruması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündem konuları kesinlikle es geçilecek türden şeyler değildir. Türkiye bu gündemi sağlıklı ele alır çözüme kavuşturursa sivilleşme ve demokratikleşmesini kaliteli hale getirecektir. Ama aydınlarımızın habercilikten aydın olmayı ayırt etmeleri gerekir. Özellikle gazetelerde köşe sahibi aydınların böyle bir handikapları var. Unutulmamalıdır ki sadece gündemi yazmak kendilerini gazeteci veya haberci yapar ama aydınlıktan alı kor ve kalitelerini yok eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görünen yüz ve yaşanan hayatı gündem ile perdelemek sadece darbecilerin işi değil. Siyasete giren ve topluma hitap eden her sektörden her kurumun ve herkesin bu acımasız hastalığa yakalandığı bir vakıadır. Bu hastalığın teşhisi ve tedavisi aydınlarımızın elindedir. Gündem konuları başka sorunlarımızın tedavi edilemez boyutlara gelmesini kamufle etmekte ise bu sorunların aydınlarımız tarafından ele alınması kaçınılmaz olmak zorundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündemin kamufle ettiği ve bu ülke insanın canını acıtan terör ve Kürt sorunu, ifade hürriyeti, din-vicdan özgürlüğü, açılımın devamını bekleyen Kürt, Alevi sorunları, gayri Müslimlerin sorunları, Müslüman Sünnilerin din özgürlüğü sorunları, yarım kalan demokratik açılım konularının aydınlarımız tarafından ele alınması dünden daha çok bugün ihtiyaç duyduğumuz konulardır. Ayrıca özelleştirmeler ile ortaya çıkan işsizlik, yolsuzluk konularında, sağlık sektöründeki muayene paraları ve sigortalının bile pahalı muayenesi, gıda fiyatlarındaki artış vb. konularda hayatın ve sosyal sivil yaşamın sorunlarını aydınlarımız ele almalı, yanlış ve doğru uygulamaları ifşa etmeli, yarınlarımızda uygulanacak çözüm önerileri ile yarının gündemlerini bu günden aydınlarımız yazmalı ve söylemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir gelecek için Aydın’larımıza ve Aydınlığımıza sahip çıkalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayram AKÇAY/10.03.2010 &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-2372860293236031348?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/2372860293236031348/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2010/03/gorunen-yuz-ile-yasanan-hayatta-aydnlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/2372860293236031348'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/2372860293236031348'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2010/03/gorunen-yuz-ile-yasanan-hayatta-aydnlar.html' title='Görünen Yüz İle Yaşanan Hayatta Aydınlar ve Manşetler'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/S6aEFBV6yqI/AAAAAAAAALA/4esZsriE8u0/s72-c/bayram+ak%C3%A7ay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-2360641754596833593</id><published>2009-10-12T11:05:00.000-07:00</published><updated>2009-10-12T11:45:32.040-07:00</updated><title type='text'>İnsan Hakları Okulu Güz Dönemi Başladı!</title><content type='html'>&lt;div&gt;İnsan Hakları Okulu Güz Dönemi ilk dersi 10 Ekim cumartesi günü geniş bir katılımla gerçekleştirildi.Hasta Hakları Derneği Başkanı Orhan DEMİR ve Tüketici Hakları Merkezi Başkanı Ömer KESER'in Hak Arama Bilinci içerikli geniş sunumları katılımcıları daha duyarlı olma konusunda aydınlattı.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İkinci ders 17 Ekim Cumartesi Günü Saat:14.00'da MAZLUMDER Genel Başkanı A.Faruk ÜNSAL'ın İnsan Hakları Felsefesi üzerine yapacağı sunum ve Sağlık ve Gıda Hareketi Başkanı Kemal ÖZER'in Gıda Güvenliği ve Helal gıda sunumuyla gerçekleşecektir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5391786113461760466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/StN45z3FsdI/AAAAAAAAAKg/OKnqe1dPGxw/s320/t%C3%BCk%5B1%5D.+hak.1.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5391785878934055042" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/StN4sKLU6II/AAAAAAAAAKQ/D__9V0SE7js/s320/hasta+hakla2.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5391786002486984914" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/StN4zWcpANI/AAAAAAAAAKY/ZeAU-T4OEcU/s320/hasta+haklar%C4%B1+1.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-2360641754596833593?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/2360641754596833593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/10/insan-haklar-okulu-guz-donemi-baslad.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/2360641754596833593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/2360641754596833593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/10/insan-haklar-okulu-guz-donemi-baslad.html' title='İnsan Hakları Okulu Güz Dönemi Başladı!'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/StN45z3FsdI/AAAAAAAAAKg/OKnqe1dPGxw/s72-c/t%C3%BCk%5B1%5D.+hak.1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-7110767694622593953</id><published>2009-10-12T10:54:00.000-07:00</published><updated>2009-10-12T11:05:27.776-07:00</updated><title type='text'>Kur'an Kurslarında Yaş Sınırı Yasağı Devam Ediyor!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/StNvZVD9erI/AAAAAAAAAKI/Mnl8SU2FbeY/s1600-h/yas+sÄ±n[1].+aÅŸti.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5391775659833785010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/StNvZVD9erI/AAAAAAAAAKI/Mnl8SU2FbeY/s320/yas+s%C4%B1n%5B1%5D.+a%C5%9Fti.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, başka bir davaya bakarken, Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'a, 1999 yılında eklenen Ek Madde 3'ün birinci fıkrasının üçüncü tümcesi ile ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürerek, Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu.Anayasa Mahkemesi, 08.10.2009 tarihinde, Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna 28 Şubat sürecinde eklenen ve Kuran kurslarındaki yaş sınırını düzenleyen maddenin iptalini görüşmüş ve ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin yaz Kur’an kurslarına gidebilmesine izin veren yasa maddesinin iptali istemini esastan görüşerek reddetmiştir. İptali istenen ek üçüncü maddenin birinci fıkrası üçüncü tümcesinde: "İlköğretimin 5. sınıfını bitirenler için tatillerde ve Milli Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetiminde yaz Kuran kursları açılır" denilmektedir.Anayasa mahkemesinin bu kararı üzerine kamuoyunda yaş sınırının kalktığı ve ilköğretim 5. sınıftan öncede öğrencilerinin yaz Kur’an kurslarına gidebileceği şeklinde yanlış anlamalar oluşmuştur.Bu yayınlar gerçeği yansıtmamaktadır şöyle ki:Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu İlkoğretim 5. sınıftan önce öğrencilerin yaz Kur’an Kursuna gidebilmesini laiklik ilkesine aykırı bulduğu için iptal isteminde bulunmuştur. Anayasa mahkemesinin bu talebi reddetmesi 5. sınıftan küçük çocukların yaz kur’an kurslarına gidebileceği anlamına gelmemektedir. Kur’an Kurslarında yaş sınırı yasağı 1999 yılındaki hali ile halen devam etmektedir. Anayasa mahkemesi verdiği red kararıyla sadece,yasağın 15 yaşa çıkarılmasını engellemiştir.Anayasa mahkemesinin bu kararı sonrasında yasak dün olduğu gibi bugünde devam etmektedir. Bütün yurttaşlarımızı sağduyudan yoksun bu yasağın kaldırılması için Mazlumder Ankara Şubesinin başlattığı “Yaş Sınırı Kaldırılsın” kampanyasına katılmaya ve siyasi iktidarı da toplumsal talebe uygun olarak Kur’an Eğitiminde Yaş sınırı yasağını bir an önce kaldırmaya davet ediyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Üstün BOL&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şube Başkanı &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://yassinirikaldirilsin.blogspot.com/"&gt;http://yassinirikaldirilsin.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-7110767694622593953?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/7110767694622593953/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/10/kuran-kurslarinda-yas-siniri-yasagi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/7110767694622593953'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/7110767694622593953'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/10/kuran-kurslarinda-yas-siniri-yasagi.html' title='Kur&apos;an Kurslarında Yaş Sınırı Yasağı Devam Ediyor!'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/StNvZVD9erI/AAAAAAAAAKI/Mnl8SU2FbeY/s72-c/yas+s%C4%B1n%5B1%5D.+a%C5%9Fti.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-626086383021492978</id><published>2009-10-12T10:47:00.000-07:00</published><updated>2009-10-12T10:52:31.701-07:00</updated><title type='text'>Büyük Birlik Partisi'ne Ziyaret</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;MAZLUMDER Ankara şubesi tarafından Kuran kurslarına 12 yaş sınırlamasının kaldırılması için başlatılan imza kampanyası kapsamında MAZLUMDER Genel Başkanı Sayın Ahmet Faruk ÜNSAL ve Ankara Şubesi Başkanı Üstün BOL Büyük birlik partisini ziyaret ederek Genel Başkan Sayın Yalçın TOPÇU dan imza kampanyasına destek vermesini istemişlerdir.&lt;br /&gt;Büyük Birlik Partisi lideri sayın Yalçın TOPÇU MAZLUMDER'in başlattığı imza kampanyasını destekleyerek imzasını atmıştır.&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5391772778336400130" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/StNsxmpcswI/AAAAAAAAAJ4/V6IdztBjIq4/s320/bbp%2520g%25C3%25B6r%5B1%5D" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-626086383021492978?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/626086383021492978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/10/buyuk-birlik-partisine-ziyaret.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/626086383021492978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/626086383021492978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/10/buyuk-birlik-partisine-ziyaret.html' title='Büyük Birlik Partisi&apos;ne Ziyaret'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/StNsxmpcswI/AAAAAAAAAJ4/V6IdztBjIq4/s72-c/bbp%2520g%25C3%25B6r%5B1%5D' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-8708417118729610097</id><published>2009-10-05T09:32:00.000-07:00</published><updated>2009-10-05T09:41:31.630-07:00</updated><title type='text'>İnsan Hakları Okulu Güz Dönemi Başlıyor...</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;MAZLUMDER Ankara Şube tarafından organize edilen İnsan Hakları Okulu Güz Dönemi &lt;strong&gt;10 Ekim 2009&lt;/strong&gt; tarihinde başlıyor...&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;"TÜRKİYE'DE İNSAN OLMAK"&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Son Başvuru Tarihi:&lt;/span&gt; 08 Ekim 2009&lt;/strong&gt;(Perşembe) &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;strong&gt;Ders Başlangıç Tarihi:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; 10 Ekim 2009 (C.tesi) &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;strong&gt;Dersler Saatleri:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; 14.00-17.00 &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;strong&gt;DETAYLI BİLGİ VE BAŞVURULARINIZ İÇİN:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;0312 435 77 95 &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;0543 349 05 06&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389155427633357634" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 286px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SsogTvd0Y0I/AAAAAAAAAJw/pUvBxTyAzwg/s400/okul1.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SsogGdNo4sI/AAAAAAAAAJo/8-WiKVeKATg/s1600-h/okul1.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-8708417118729610097?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/8708417118729610097/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/10/insan-haklar-okulu-guz-donemi-baslyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/8708417118729610097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/8708417118729610097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/10/insan-haklar-okulu-guz-donemi-baslyor.html' title='İnsan Hakları Okulu Güz Dönemi Başlıyor...'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SsogTvd0Y0I/AAAAAAAAAJw/pUvBxTyAzwg/s72-c/okul1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-8547010535081029349</id><published>2009-09-14T03:11:00.000-07:00</published><updated>2009-09-14T03:16:35.644-07:00</updated><title type='text'>Kenan Evren Ve Tüm Darbeciler Yargılansın!</title><content type='html'>&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;12.09.2009&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül askeri darbesinin 29. yıldönümünde Bir çok ilde tüm görüşlere mensup kişi ve gruplar tarafından olduğu gibi Ankara’da da darbe karşıtı gösteriler yapıldı.MAZLUMDER Ankara Şube’sinin de içinde bulunduğu 70 Milyon Adım Koalisyonu, Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde Kenan Evren ve tüm darbecilerin yargılanmasını vurgulayan Basın açıklamasını sloganlar eşliğinde geniş katılımla gerçekleştirdi&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KENAN EVREN VE TÜM DARBECİLER YARGILANSIN!&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül’den, en şiddetli darbeden bu yana 29 yıl geçti.&lt;br /&gt;Kenan Evren ve arkadaşlarının yaşattığı acılar hala ayakta.&lt;br /&gt;Darbe anayasası hala yürürlükte.&lt;br /&gt;Hala birileri yeni bir darbeye ortam yaratmak için kaos ve provokasyon peşinde.&lt;br /&gt;12 Eylül’ün yarattığı kurumlar değişime karşı direniyor.&lt;br /&gt;Ancak Ergenekon çetesinin üzerine gidilmesi darbelerle dolu geçmişle yüzleşmeyi, darbe defterinin bir daha hiç açılmamak üzere kapatılma isteğini güçlendiriyor.&lt;br /&gt;12 Eylül darbesini yapanlar bugün darbe yapmaya çalışanlardan ayrı düşünülemezler. Bugünkü darbecilerin bir kısmı Ergenekon Davası’nda yargılanıyorlar. Bu nedenle 12 Eylül Darbecilerinin yargılanmasını isteyen bizler Ergenekon Davası’nın da sonuna kadar devam etmesini, günümüzde darbe yapmaya çalışanların hepsinin cezalandırılmasını istiyoruz.&lt;br /&gt;27 Mayısçılar, 12 Martçılar, 12 Eylülcüler, 28 Şubatçılar, 27 Nisancılar hepsi yargılanacak!&lt;br /&gt;12 Eylül’den 29 yıl sonra darbeye karşı alınacak tedbirleri biliyoruz:&lt;br /&gt;Hiç bir favori darbesi olmamak,&lt;br /&gt;Beni vurmayan darbe bin yaşasın dememek,&lt;br /&gt;Senin darben kötü benim darbem iyi hesabına girmemek,&lt;br /&gt;Hangi siyasi görüşten olursa olsun darbeye karşı ortak mücadele etmek,&lt;br /&gt;Darbelerin yıl dönümlerinde geçmişle ilgili belleklerimizi tazelemek,&lt;br /&gt;Darbe günlerinde henüz doğmamış kuşakları darbe afetine karşı bilinçlendirmek.&lt;br /&gt;50 kişiyi asan, “asmayıp da beslese miydik” diyen, yüz binlerce insanı işkenceden geçiren, binlercesini yıllarca hapiste tutan, Türkiye’de yaşayan herkesin hayatlarını çalan Kenan Evren’e GATA’da bakan doktorlara sesleniyoruz:&lt;br /&gt;Kenan Evren’e iyi bakın, onu iyileştirin, hayatta kalmalı, yargılanmadan ve yaptıklarının hesabını vermeden bu dünyadan ayrılmamalı.&lt;br /&gt;29. yıldönümünde 12 Eylül darbesini lanetliyoruz.&lt;br /&gt;12 Eylül darbesinden 29 yıl sonra toplum artık darbe istemiyor.&lt;br /&gt;12 Eylül’ün karanlığı yenilecek, demokrasi ve özgürlük kazanılacak, biz darbe karşıtları buna eminiz, hep birlikte bunu başaracağız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;DARBEYE KARŞI 70 MİLYON ADIM KOALİSYONU &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5381264437256499970" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sq4XfpkdswI/AAAAAAAAAJg/7mlICWdGZBk/s320/IMG_2951.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5381264337184699538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sq4XZ0xfNJI/AAAAAAAAAJY/fNWtz9a3Tww/s320/IMG_2954.JPG" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-8547010535081029349?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/8547010535081029349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/09/kenan-evren-ve-tum-darbeciler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/8547010535081029349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/8547010535081029349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/09/kenan-evren-ve-tum-darbeciler.html' title='Kenan Evren Ve Tüm Darbeciler Yargılansın!'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sq4XfpkdswI/AAAAAAAAAJg/7mlICWdGZBk/s72-c/IMG_2951.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-8642117250056494369</id><published>2009-09-14T03:04:00.000-07:00</published><updated>2009-09-14T03:21:58.398-07:00</updated><title type='text'>İmza Kampanyası 21.000 Ulaştı...</title><content type='html'>Mazlumder Ankara Şubesi tarafından Kur'an Eğitimlerindeki Yaş sınırının kaldırılmasına dair Türkiye genelinde başlatılan, imza kampanyası 20.000 imzaya ulaştı.Kampanya Ramazan ayı sonuna kadar Ankara Altınpark Anfa A Salonunda kurulan standta ekim ayı içerisinde  farklı standlarda  devam edecektir.Sanal imzalar için  &lt;a href="http://yassinirikaldirilsin.blogspot.com/"&gt;http://yassinirikaldirilsin.blogspot.com/&lt;/a&gt; adreslerinde ekim ayı sonuna kadar desteklerinizi bekliyoruz.&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5381262708736607602" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sq4V7CVNRXI/AAAAAAAAAI4/VVVrj2TU7t8/s320/IMG_2949.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5381263308154958930" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sq4Wd7VrdFI/AAAAAAAAAJQ/uI0yVKwvCoA/s320/IMG_2935.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-8642117250056494369?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/8642117250056494369/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/09/imza-kampanyas-20000-ulast.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/8642117250056494369'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/8642117250056494369'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/09/imza-kampanyas-20000-ulast.html' title='İmza Kampanyası 21.000 Ulaştı...'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sq4V7CVNRXI/AAAAAAAAAI4/VVVrj2TU7t8/s72-c/IMG_2949.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-7938761079556111650</id><published>2009-09-02T12:40:00.000-07:00</published><updated>2009-09-02T12:50:43.936-07:00</updated><title type='text'>Kur'an Eğitiminde Yaş Sınırı Kaldırılsın İmza Kampanyası</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://yassinirikaldirilsin.blogspot.com/"&gt;&lt;strong&gt;http://yassinirikaldirilsin.blogspot.com&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sp7LxRssC5I/AAAAAAAAAIs/xa1EFwaBTGU/s1600-h/Kuran+AfiÅŸ.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376959052551818130" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 229px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sp7LxRssC5I/AAAAAAAAAIs/xa1EFwaBTGU/s320/Kuran+Afi%C5%9F.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Kanununda değişiklik yapılarak Kur'ân öğrenimi için 28 Şubat döneminde konulan yaş sınırlamasının kaldırılması istendi. İmza kampanyası başlatan MAZLUMDER Ankara Şubesi, konuyu Meclis gündemine taşımaya hazırlanıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;PEDAGOJİK KURALLARA UYMUYOR&lt;/strong&gt; Yapılan açıklamada Kur'ân kurslarına başlama yaşı olarak belirlenen 12 yaş sınırının pedagojik kurallara da aykırı olduğu belirtildi. 28 Şubat sürecinde emir-komuta zinciri içerisinde alınan kararın din eğitimini engellemek amaçlı olduğu da kaydedildi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;İNSAN HAKLARINA DA AYKIRI&lt;/strong&gt; Sınırlamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile BM Çocuk Hakları Sözleşmelerine de aykırı olduğu belirtilen açıklamada, kanunda değişiklik yapılarak söz konusu sözleşmelere uygun hale getirilmesi de istendi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;‘Kur’ân kurslarında yaş sınırı kaldırılsın’&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mazlumder Ankara Şubesi, “Kur’ân kurslarında yaş sınırı kaldırılsın” kampanyası başlattı. Konuyla ilgili olarak yapılan açıklamada, “28 Şubat darbe sürecinde Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Kanununda değişiklik yapılarak Kur’ân kurslarına katılabilme yaşı 12’ye çıkarılmıştır. Bu düzenleme yapılırken pedagojik bilgiye dayanılmamış sadece emir komuta zinciri içerisinde toplumun inançlarıyla savaşılmıştır” denildi. “Bu sorumsuz uygulamaya karşı vefatından hemen önce Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu kanun değişikliği teklifi vermişti. Söz konusu değişiklik teklifi yeni yasama yılı açılışıyla birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülecektir” ifadelerine yer verilen kampanya metninde, Kur’ân kurslarına ancak ilköğretimi bitiren çocukların gidebilmesini öngören 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Kanununda değişiklik yapılması için TBMM Başkanlığına sunulan değişiklik teklifi metninde, “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Kanununun Ek 3’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının ‘İlk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu din kültürü ve ahlâk bilgisi dersleri dışında Kur’ân-ı Kerim ve mealini öğrenmek, hafızlık yapmak ve dinî bilgiler almak isteyenler için, Diyanet İşleri Başkanlığınca Kur’ân kursları açılır. Bu kurslardaki din eğitim ve öğretimi kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcilerinin talebine bağlıdır. Ayrıca küçük yaştaki çocuklar için tatillerde ve Millî Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetiminde yaz Kur’ân kursları açılır’ ifadeleri yer almaktadır.. Mazlumder kampanyasında, bu metne ek olarak Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Kanununun Ek 3’üncü maddesinin 1’inci fıkrası başta olmak üzere din eğitimi ile ilgili kısıtlama getiren her türlü yasal düzenlemenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 9. maddesi ve EK 1. Protokol 2. maddesi ile BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ve diğer uluslar arası sözleşmelere uyumu sağlanarak din eğitimi hak ve özgürlüğünün sağlanacak şekilde yeniden düzenlenmesi talep ediliyor. Bu amaçla Mazlumder Ankara şubesi kanun değişikliğinin TBMM’de görüşülerek yasalaşması için imza kampanyası başlattı. Elektronik imza atmak isteyenler de “&lt;a href="http://yassinirikaldirilsin.blogspot.com/" target="_blank"&gt;http://yassinirikaldirilsin.blogspot.com/&lt;/a&gt;” adresinden, ıslak imza atmak isteyenler ise Ramazan ayı boyunca Altınpark ANFA-A salonunda Mazlumder Ankara standında imzalarıyla kampanyaya destek verebiliyorlar. Kampanya sonrası toplanan imzalar, yeni yasama yılı açılışıyla birlikte TBMM başkanlığına sunulacak. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-7938761079556111650?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/7938761079556111650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/09/kuran-egitiminde-yas-snr-kaldrlsn-imza.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/7938761079556111650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/7938761079556111650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/09/kuran-egitiminde-yas-snr-kaldrlsn-imza.html' title='Kur&apos;an Eğitiminde Yaş Sınırı Kaldırılsın İmza Kampanyası'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sp7LxRssC5I/AAAAAAAAAIs/xa1EFwaBTGU/s72-c/Kuran+Afi%C5%9F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-1654931195843095544</id><published>2009-08-22T11:49:00.000-07:00</published><updated>2009-08-22T13:40:25.957-07:00</updated><title type='text'>Mazlumder Ankara'da Ramazan Söyleşisi</title><content type='html'>İçindeki Öküze "Oha" De,Şu Yılgın Türkler,Boş Laflar Antolojisi,...Ve Tanrı Ağladı, Cinnetim Cennetimdir, Yağmur Getiren Fırtına,Çöldeki Penguen,İtin Biri,Zamanın Efendisi Kitaplarının Antimodernist yazarı BÜLENT AKYÜREK MAZLUMDER Ankara Şubesi'nde "Ümmete Sesleniş" söyleşisiyle gerçekleştirildi.Kişisel Gelişim çılgınlığının tartışıldığı söyleşiye geniş ilgi gösterildi.&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372868180916926210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SpBDJNSNdwI/AAAAAAAAAIc/NE419B4dAFY/s320/PIC_0415.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372889284032543490" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SpBWVkhDOwI/AAAAAAAAAIk/PnajWKEd8XE/s320/PIC_0417.JPG" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372867761251168818" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SpBCwx6GMjI/AAAAAAAAAIU/Ji0wQ5fF5-k/s320/PIC_0414.JPG" border="0" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-1654931195843095544?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/1654931195843095544/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/08/mazlumder-ankara-ramazan-soylesisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/1654931195843095544'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/1654931195843095544'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/08/mazlumder-ankara-ramazan-soylesisi.html' title='Mazlumder Ankara&apos;da Ramazan Söyleşisi'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SpBDJNSNdwI/AAAAAAAAAIc/NE419B4dAFY/s72-c/PIC_0415.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-8933592440523809756</id><published>2009-08-20T11:55:00.001-07:00</published><updated>2009-08-20T12:02:43.356-07:00</updated><title type='text'>MAZLUMDER Ramazan Söyleşileri Başlıyor...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/So2dYSmiYBI/AAAAAAAAAIM/d_cDX0oAWSY/s1600-h/soylesi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372122971158765586" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 227px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/So2dYSmiYBI/AAAAAAAAAIM/d_cDX0oAWSY/s320/soylesi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/So2cqXnyVMI/AAAAAAAAAIE/k4Or7YDZyOM/s1600-h/soylesi.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-8933592440523809756?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/8933592440523809756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/08/mazlumder-ramazan-soylesileri-1.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/8933592440523809756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/8933592440523809756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/08/mazlumder-ramazan-soylesileri-1.html' title='MAZLUMDER Ramazan Söyleşileri Başlıyor...'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/So2dYSmiYBI/AAAAAAAAAIM/d_cDX0oAWSY/s72-c/soylesi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-1756939067102766781</id><published>2009-06-05T05:54:00.001-07:00</published><updated>2009-06-05T05:59:53.991-07:00</updated><title type='text'>5 HAZİRAN 2008’DEN SONRA NE DEĞİŞTİ?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SikWDwnWXAI/AAAAAAAAAH0/GcS-_Z0HTnE/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5343826686697167874" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 136px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SikWDwnWXAI/AAAAAAAAAH0/GcS-_Z0HTnE/s200/2.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bundan tam bir yıl önce, 5 Haziran 2008 günü Anayasa Mahkemesi “Anayasada türban değişikliği” olarak bilinen iki yasa değişikliğini iptal etti. Değişikliği iptal edilen maddelerde başörtüsü kelimesi dahi geçmiyordu. İki maddeden birisi tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının eğitim alma hakkını garanti ediyor, diğeri ise devlet kurumlarını tüm vatandaşlara hizmet verirken eşit davranmaya zorluyordu. Başörtülü vatandaşların da devlet karşısında eşit muamele görmesini sağlayacak değişiklik laikliğe aykırı bulunarak iptal edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa değişikliği iptal edildiğinde sanki 5 Haziran 2008 öncesi uygulanan hukuki bir yasak varmış da değişiklik iptali ile yasak hukuki olarak uygulanmaya devam edecekmiş gibi bir hava oluşturuldu.&lt;br /&gt;5 Haziran 2008’in öncesinde başörtüsünü yasaklayan yazılı hiçbir kanun maddesi, anayasa maddesi, TCK’da herhangi bir madde, YÖK kanununda herhangi bir madde bulunmamaktaydı, halen de yok. &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SikV0WFq6uI/AAAAAAAAAHs/hhvAIgnjJ2g/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5343826421878549218" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 136px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SikV0WFq6uI/AAAAAAAAAHs/hhvAIgnjJ2g/s200/3.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;5 Haziran 2008 öncesinde Anayasa’nın 13. Maddesi “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın ancak kanunla sınırlanabilir” diyordu, halen de öyle diyor.&lt;br /&gt;5 Haziran 2008 öncesinde başörtüsü yasağı yazılı hiçbir kanuna dayanmadan adeta sözel bir anlaşma ile devlet dairelerinde ve tüm eğitim kurumlarında uygulanıyordu, halen de uygulamaya devam ediliyor.&lt;br /&gt;5 Haziran 2008 öncesinde hiçbir kanun ya da anayasa maddesine dayanmadan başlarını örten kadınların en temel hakkı olan eğitim, çalışma ve devlet hizmetlerine erişimde eşit muamele görme hakkı ihlal ediliyordu, halen de ihlal ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Öyleyse Anayasa değişikliğinin iptali ile ne değişti?&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;5 Haziran 2008’den sonra birçok hak ihlali ile birlikte, bugüne kadar keyfi bir şekilde uygulanan başörtüsü yasağının sürdürülmesinde her yolun mubah olduğu görüldü. Anayasa Mahkemesi TBMM’ni vesayet altına almış oldu, atanmışlar seçilmişlere bir defa daha galebe çaldı. Yasa yapan bir anayasa mahkememiz, yapılan yasayı uygulayan bir millet meclisimiz oldu. Artık kâğıt üzerinde dahi hâkimiyetin kayıtsız, şartsız millete ait olmadığı yargı eliyle ilan edilmiş oldu.&lt;br /&gt;Bu ülkede devlet önünde tüm T. C. vatandaşların eşit olmadığı en yüksek yargı organı tarafından onaylanmış oldu. &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SikVtpdQuSI/AAAAAAAAAHk/mlcUyd3PN20/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5343826306818685218" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 136px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SikVtpdQuSI/AAAAAAAAAHk/mlcUyd3PN20/s200/4.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;5 Haziran 2008 öncesinde Türkiye’de hak mücadelesi veren kitleler TBMM’ne gönderdikleri temsilcileri ile sorunlarına çözüm bulacaklarını düşünüyorlardı. 5 Haziran 2008’den sonra Anayasa Mahkemesi’nin onayı olmaksızın Orman Kanunlarıyla ilgili bir düzenleme yapabilmenin dahi mümkün olmadığı ortaya çıkmış oldu. Toplumun %70’inin üzerinde hemfikir olduğu bir konuda bile son kararın 11 yargıcın elinde olduğunu öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Peki, bu yasağı kim kaldıracak?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Ne toplumsal uzlaşı, ne TBMM, ne de hükümetin çabası yeterli olamıyorsa, bu ülkedeki kadınların yarıdan fazlasını ilgilendiren bu sorunu kim çözecek?&lt;br /&gt;Her gün binlerce kadının okul kapısında, iş yerinde, sokakta, hayatının her alanında maruz kaldığı bu ayrımcılığı kim durduracak?&lt;br /&gt;Başörtülü kadınların kendilerini baskı altında hissetmemeleri için kim inisiyatif alacak?&lt;br /&gt;Artık hukuksuzluktan hukuki çözümsüzlüğe doğru sürüklenen bu kamburu bu ülkenin sırtından kim kaldıracak? &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SikWToNdaxI/AAAAAAAAAH8/MO2aWWvOPck/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5343826959319001874" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 136px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SikWToNdaxI/AAAAAAAAAH8/MO2aWWvOPck/s200/1.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu çözümsüzlükte büyük payı olan 5 Haziran 2008 tarihli Anayasa Mahkemesi kararının yıl dönümünde, bu soruyu bütün vicdan sahiplerine soruyoruz:&lt;br /&gt;Bu adaletsizliğe kim dur diyecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;AKDER-BAŞKENT KADIN PLATFORMU-İLKDER-MAZLUMDER&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-1756939067102766781?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/1756939067102766781/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/06/5-haziran-2008den-sonra-ne-degisti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/1756939067102766781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/1756939067102766781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/06/5-haziran-2008den-sonra-ne-degisti.html' title='5 HAZİRAN 2008’DEN SONRA NE DEĞİŞTİ?'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SikWDwnWXAI/AAAAAAAAAH0/GcS-_Z0HTnE/s72-c/2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-1923939512390187565</id><published>2009-05-19T23:43:00.001-07:00</published><updated>2009-05-20T06:59:35.858-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;MAZLUMDER Ankara Şubesi Sinema Etkinlikleri Devam Ediyor&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337794585806374610" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 226px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/ShOn5Rr-BtI/AAAAAAAAAHM/6WWfvkDCcYg/s320/cit.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-1923939512390187565?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/1923939512390187565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/05/mazlumder-ankara-subesi-sinema.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/1923939512390187565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/1923939512390187565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/05/mazlumder-ankara-subesi-sinema.html' title=''/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/ShOn5Rr-BtI/AAAAAAAAAHM/6WWfvkDCcYg/s72-c/cit.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-5133669523434773054</id><published>2009-05-19T23:40:00.000-07:00</published><updated>2009-05-20T06:59:11.597-07:00</updated><title type='text'>Bir Simge Olarak ERGENEKON...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/ShOmT1XIOcI/AAAAAAAAAGs/GegHUsWOmkM/s1600-h/roni+s%C3%B6yl3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337792843035982274" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/ShOmT1XIOcI/AAAAAAAAAGs/GegHUsWOmkM/s320/roni+s%C3%B6yl3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şair Yazar Roni MARGULİES ile Vadi Kitabevi'nde "Bir Simge Olarak ERGENEKON" konulu Söyleşi gerçekleştirildi.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-5133669523434773054?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/5133669523434773054/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/05/bir-simge-olarak-ergenekon.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/5133669523434773054'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/5133669523434773054'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/05/bir-simge-olarak-ergenekon.html' title='Bir Simge Olarak ERGENEKON...'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/ShOmT1XIOcI/AAAAAAAAAGs/GegHUsWOmkM/s72-c/roni+s%C3%B6yl3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-985537667887545663</id><published>2009-05-19T06:51:00.000-07:00</published><updated>2009-05-20T07:00:22.874-07:00</updated><title type='text'>1917'den Günümüze Filistin İşgali</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;MAZLUMDER Ankara Şubesi olarak İşgalin Yıldönümü dolayısıyla organize ettiğimiz "1917'den Günümüze Filistin İşgali" konulu panelimiz, 14 Mayıs 2009 Perşembe günü MAZLUMDER Üyeleri, Gönülllüleri,Sivil Toplum Kuruluşları ve Basının ilgisi ile gerçekleştirildi. Timetürk Genel Yayın Yönetmeni Turan KIŞLAKÇI, Şair- Yazar Roni MARGULİES, Gazeteci-Yazar Mustafa ÖZCAN ve MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk GERGERLİOĞLU'nun konuşmacılığında 1917'den günümüze Filistin' Tarihçesine, İşgale ve İşgalin Bölgesel Aktörlerine ve İşgalin İnsan hakları boyutlarına deyinildi.&lt;/span&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337904185985804146" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/ShQLk2LBJ3I/AAAAAAAAAHc/ghv6v4ObHDw/s320/pan12.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/ShQLgCk7pII/AAAAAAAAAHU/vlqA_nXo3x4/s1600-h/pan11.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337904103416374402" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/ShQLgCk7pII/AAAAAAAAAHU/vlqA_nXo3x4/s320/pan11.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-985537667887545663?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/985537667887545663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/05/1917den-gunumuze-filistin-isgali.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/985537667887545663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/985537667887545663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/05/1917den-gunumuze-filistin-isgali.html' title='1917&apos;den Günümüze Filistin İşgali'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/ShQLk2LBJ3I/AAAAAAAAAHc/ghv6v4ObHDw/s72-c/pan12.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-8981358423135525767</id><published>2009-05-18T01:42:00.000-07:00</published><updated>2009-05-18T01:46:55.019-07:00</updated><title type='text'>Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu 172 Hafta Basın Açıklaması</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/ShEgc4BVDXI/AAAAAAAAAGk/HfepqDj-rSM/s1600-h/filistin2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337082713857133938" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/ShEgc4BVDXI/AAAAAAAAAGk/HfepqDj-rSM/s320/filistin2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;16.5.2009&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Değerli katılımcılar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz hafta, 14 Mayıs’ta, Filistin’in Siyonist, kapitalist, emperyalist İsrail tarafından işgalinin 61. yıldönümüydü. Aslında işgal 14 Mayıs 1948’de başlamadı. Filistin’in işgali 1917’de ilk Yahudi göçmenler Filistin’e ulaştığında başladı. 14 Mayıs 1948’de başlayan ise devlet terörü eşliğinde özgür Filistin’i yok etmek amacıyla yürütülen sistemli işgaldi. Filistin halkı o tarihten beri “böl ve yönet” taktiğinin en acı manevralarına şahit oluyor; işgal çarkının acımasız dişlileri arasında eziliyor. Yaşanan bu dramla ilgili bırakın bütün dünyayı, İslam ülkeleri bile 61 yıldır bir şey yapamıyor. Kendini dünyanın patronu ilan eden ABD ve onun Ortadoğu’daki uç karakolu İsrail, hiçbir kuralı, hiçbir yasağı dinlemiyor, bildikleri gibi at koşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hâlbuki 2008 yılının Aralık ayında İsrail’in Gazze’ye uyguladığı insanlık dışı saldırı ve kıyım harekâtı hepimizin vicdanını ayağa kaldırmış ve bizi bir şeyler yapmak için harekete geçirmişti. Harekât durdu. Ancak Gazze’nin İsrail tarafından “açık hava hapishanesi”ne dönüştürülmüş olduğu gerçeği değişmedi. Gazze halkı, ambargo nedeniyle, her türlü zor koşula rağmen üretebildiği ürünleri satamıyor, ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Bu geçen süre zarfında bizler de işgal altında olan ülke bizim ülkemiz, kötü hayat koşulları yüzünden ölen, zayıf düşen çocuklar bizim çocuklarımız olmadığı için onları unuttuk. Harekât sırasında hiç olmazsa alışverişlerimizde gözetmeye söz verdiğimiz hassasiyetimizi rafa kaldırdık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik bugün yalnızca Filistin değil, başka topraklar da işgal altında. Irak’ta bilfiil Amerikan işgali sürüyor. Burada emperyalizmin tuzakları iyi işliyor, Amerika dökmezse, kardeşler birbirlerinin kanını döküyor. Hepimizin nedense hakkında iyi niyetler beslediği, birtakım olumlu adımlar beklediği yeni Amerikan başkanı, Amerikan devletinin politikalarında büyük bir değişiklik yapabileceğe benzemiyor. Evet! Amerika Irak’tan belik birkaç yıl içinde çekilecek. Ama Afganistan’daki kuvvetlerini arttıracak. Yani Irak halkı yerine Afgan halkının kanı akacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada ne yazık ki Ortadoğu’nun, Arap yarımadasının ekonomik bakımdan refah içinde görünen, petrol rezervlerinin çoğunu elinde bulunduran İslam ülkesi görünümlü devletlerinde ise derin bir gaflet uykusu hüküm sürüyor. Ancak bu ülkelerin şu anda iktidarda olan ve iktidarını muhafaza etmek için etliye sütlüye karışmayan yöneticileri bilmeliler ki, yarın onların topraklarının emperyalist, kapitalist iştahları kabartmayacağının garantisi yok. Bu ülkelerin aydınlarından ise sürekli yeni mazlum halklar doğuran bu güçlere karşı kendi halklarının toplumsal aydınlanmasına katkıda bulunmalarını bekleyebiliyoruz ancak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler de başka ülkelerin aydınlarına yaptığımız bu çağrı doğrultusunda 172. haftamızda Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu olarak ülkemizde ve dünyada yaşanan hak ihlallerine, adaletsizliklere karşı halkımızı bilgilendirmeyi ve bilinçlendirmeyi kendimize görev addettik. Haftaya bugün, burada, daha adil bir dünyada buluşabilmek duasıyla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU ADINA&lt;br /&gt;MAZLUMDER ANKARA ŞUBE BAŞKAN YARDIMCISI ESRA DURU&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-8981358423135525767?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/8981358423135525767/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/05/ankara-inanc-ozgurlugu-platformu-172.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/8981358423135525767'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/8981358423135525767'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/05/ankara-inanc-ozgurlugu-platformu-172.html' title='Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu 172 Hafta Basın Açıklaması'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/ShEgc4BVDXI/AAAAAAAAAGk/HfepqDj-rSM/s72-c/filistin2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-2323243240774467329</id><published>2009-05-11T01:20:00.000-07:00</published><updated>2009-05-11T01:25:51.878-07:00</updated><title type='text'>PANEL:1917'den Günümüze Filistin İşgali</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SgfhAvsBfjI/AAAAAAAAAF8/P1BTIw2zUwY/s1600-h/tank.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5334479686561005106" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 280px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SgfhAvsBfjI/AAAAAAAAAF8/P1BTIw2zUwY/s400/tank.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sgff-NJ1FjI/AAAAAAAAAF0/cY9ItAoQ6Rg/s1600-h/tank.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-2323243240774467329?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/2323243240774467329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/05/panel1917den-gunumuze-filistin-isgali.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/2323243240774467329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/2323243240774467329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/05/panel1917den-gunumuze-filistin-isgali.html' title='PANEL:1917&apos;den Günümüze Filistin İşgali'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SgfhAvsBfjI/AAAAAAAAAF8/P1BTIw2zUwY/s72-c/tank.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-1578369170889362553</id><published>2009-05-01T12:12:00.000-07:00</published><updated>2009-05-01T12:15:00.899-07:00</updated><title type='text'>DANTON: “BİR ADALET PARODİSİ”</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SftKHyt1iHI/AAAAAAAAAFs/xgDBq6SGY1I/s1600-h/Ã¼[1].bol.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330936081656678514" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SftKHyt1iHI/AAAAAAAAAFs/xgDBq6SGY1I/s320/%C3%BC%5B1%5D.bol.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SftJ523ABzI/AAAAAAAAAFk/i2TCUnpyEnk/s1600-h/Ã¼[1].bol.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;(DEVRİM SATÜRN GİBİDİR; SÜREKLİ OLARAK KENDİ EVLATLARINI YER)&lt;br /&gt;Yönetmen :&lt;/strong&gt;Andrzej WAJDA&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Oyuncular :&lt;/strong&gt;Gerard DEPARDIEU (Danton), Wojciech PSZONIAK(Robespierre)&lt;br /&gt;Rokand BLANCHE, Partice CHEREAU, Emmanuelle DEBEVER, Krzysztof GLOBISZ, Ronald GUTTMAN, Gerard HARDY, Tadeusz HUK&lt;br /&gt;Oscar ödüllü Polonya’lı yönetmen Wajda’nın en önemli filmlerinden birisi Danton. Film ise İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi (BAFTA) tarafından en iyi yabancı film ödülüne layık görülmüş.&lt;br /&gt;Yönetmen filmiyle ilgili röportajlarda bir doğu-batı denklemi kuruyor ve Danton’un batı’yı, Robespierre’in ise doğuyu temsil ettiğini söylüyor. Ona göre eşitlik, adalet, özgürlük kavramları batıyla bütünleşmiş kavramlar doğu ise bunların tam tersini ifade ediyor. Ancak film dikkatle izlendiğinde iyi olarak tasnif edilen Danton ve arkadaşlarının aslında kötülerle pek çok ortak yanının olduğu da ortaya çıkıyor. Yönetmen muhtemelen ideolojik veya dini duruşuyla ilgili kaygılarını yansıtıyor röportaja ve kendince denklemini film üzerinde sağlamaya çalışıyor.&lt;br /&gt;Yönetmen film üzerinde ustalıklı sahneler inşa etmiş ancak bu inşada Gerard Depardieu’nun katkısını unutmamak gerekiyor. O yüzden film için yönetmenin yanı sıra bir Gerard Depardieu filmi demek çokta yanlış olmaz. Ve fakat seslendirmenin çok kötü olduğunu ve bazı sahnelerde iğrendirdiğini de göz önüne alarak orijinal sesinden altyazılı olarak izlenmesini tavsiye edebilirim.&lt;br /&gt;Film, 1789 ihtilalinin üzerinden birkaç yıl geçmesiyle başlıyor. Danton ve Robespierre devrimi gerçekleştirmiş iki kahramanken devrim ile devrimin ilkeleri arasındaki tercihte yolları ayrılıyor. Danton bu ayrışmada gönüllü bir sürgünü tercih ederek Paris’ten ayrılıyor ve film Danton’un bu gönüllü sürgünden Paris’e dönmesi ve bundan sonraki süreci ele alıyor.&lt;br /&gt;Danton’un sürgünde geçirdiği birkaç yıl içerisinde Paris’te çok şey değişmiştir. Devrim, devrimin ilkelerinin önüne geçmiş, devrim komitesi iktidarını muhafaza edebilmek için tehdit ve tehlike olarak gördüğü herkesi giyotine göndermektedir. Yargının, hukukun ayaklar altına alındığı, basının sürekli kontrol altında tutulduğu sokakta despotizmin ve gizli polisin cirit attığı bu dönemde Danton aslında ölümü göze alarak yurttaşlarına ve devrim komitesine devrimin ilkelerini yeniden hatırlatmayı istemektedir.&lt;br /&gt;Devrim komitesinin ve Robespierre’nin despotizmi ayakta tutmaları içinde her zaman bir gerekçe vardır ve bu gerekçe tarih boyunca bütün toplumlarda karşılık bulmuştur: “ülke çıkarları”, “devrimin yaşaması”, “vatan sevgisi”&lt;br /&gt;Oysa bu kavramlar arkasında korunan aslında devrimin de, ülkenin de, toprakların da önüne geçmiş olan kişisel iktidardır.&lt;br /&gt;Devrim komitesi gücünü ispat etmek, halka hissettirmek ve tehditleri bertaraf edebilmek için güçlü bir gizli polis teşkilatı kurmuştur. Gizli polis yakaladıklarının boynunu yargısız giyotinin dudakları ile öpüştürmektedir. Bu o kadar vaka-i adiyedir ki ekmek kuyruğunda karnesi kontrol edilmek istenilen bir kadın bile giyotinle tanıştırılmaktan korkmaktadır.&lt;br /&gt;Filmin hemen girişinde Robespierre iyice hasta olarak görülür. Bu yönetmenin seçtiği bir kurgudur zira Robespierre iktidarı temsil etmektedir ve asıl hasta olan rejimdir. Özel hayatında hasta olmasına ve ayakta bile zor durabilmesine rağmen kongreye giderken makyajla imaj tazelenmekte, kamuoyuna farklı bir görüntü sunulmaktadır.&lt;br /&gt;Danton Paris’e dönerken aslında sonunun ne olacağını bilmektedir. Şehir meydanındaki giyotini görmesi başına gelecekleri tahmin etmesini sağlar. Ancak; Danton kendi ölümünün yurttaşlarının uyanışına vesile olacağını düşünmektedir ve bu uyanış, diriliş için bedel ödemeye razıdır. Muhaliflerin, halkı isyan ettirerek kongreyi basması fikrini, devrim komitesinin yakalanarak cezalandırılması taleplerini, silahlı bir başkaldırı teklifini bu nedenle hep reddeder. O kanla olacak bir devrimin Robespierre’nin vücudunda şekil bulan devrimle aynı sonuca ulaşacağını ve yozlaşacağını düşünmektedir.&lt;br /&gt;Devrim komitesi Danton’un döndüğünü öğrenir öğrenmez infaz kararını almak ister. Robespierre ise başta Danton’un devrime katkıları nedeniyle ve halk nezdindeki teveccühü nedeniyle ondan uzak durmak ama etrafındaki muhalifleri saf dışı etmek istemektedir. Aslında korkmaktadır, çünkü o bir halk kahramanıdır ve halktan korkmaktadır.&lt;br /&gt;Filme yönetmenin ustalıkla çektiği sahneler damgasını vurmaktadır. Bunlardan bir tanesi Danton ve Robespierre’nin otelde buluşma sahnesidir. Danton baskın bir karakter olarak Robespierre’in kadehini tamamen doldurur. Çünkü o’nun zor durumda kaldığını, kadehteki şarabı döktüğünü görmek istemektedir. Bu aslında kontrolün kendinde olduğunu ve kazananın kendisi olduğunu/olacağını karşısındakine kabul ettirme çabasıdır.&lt;br /&gt;Yine buluşma sahnesinde Danton’un Bruno’ya bütün odaların boşaltılması talimatı vermesi de yönetmenin doğu-batı denklemini tamamen yıkmaktadır. Bruno oteli zevkle boşaltacağını söyler ve bir puro yakar o sırada suratında iktidar sahibi olmanın, güçlü olmanın verdiği çirkin bir sırıtma vardır ve bütün odalara teker teker girerek içeridekileri tekme tokat dışarı atar.&lt;br /&gt;Aslında Danton’un arkadaşları da Robespierre’in kabinesindekilerden farklı değildir. Tek fark durdukları yerdir. Danton iktidar’da olduğunda etrafındakiler iktidar adına Robespierre’in yaptıklarından başka bir şey yapacak değildir!&lt;br /&gt;Bu buluşma Danton’un sonunu getirecek buluşmadır, çünkü O teslim olmamıştır. Buradan sonra bir “Adalet parodisi” başlar.&lt;br /&gt;Kongre üyelerinin Danton ve arkadaşlarının tutuklanması üzerine sergilediği tepki ve bu tepkiye Robespierre’in kürsüden verdiği karşılık dikkat çekici bir vücut dilini ortaya çıkarır. Robespierre kürsü yüksek olmamasına rağmen ve boyu kısa olmadığı halde parmak uçlarında yükselerek konuşmaktadır. Çünkü korkmaktadır! Bundan sonra Danton’un en yakın arkadaşları satın alınmaya çalışılır ve bunda yeterince başarılı da olunur. Yan yana yürüdüğü arkadaşları Danton aleyhine kongrede konuşarak hayatlarını kurtarırlar ve daha da vahimi imzaladıkları ifadeler ile mahkemede söz hakkının alınmasına da neden olurlar.&lt;br /&gt;Mahkeme boyunca Danton ve arkadaşlarının kalpazanlarla, hırsızlarla birlikte mahkeme edilmeleri, güvenilir mahkeme üyesi bulunamadığı için üye sayısının 12’den 7’ye indirilmesi, gazetecilerin not almasının engellenmesi ve mahkeme başkanının satın alınarak ilk celsede idam karının alınmak istenmesi bu parodinin önemli noktalarıdır.&lt;br /&gt;Filmin önemli vurgularından biri ise dezenformasyonun halk kitleleri üzerinde etkisini göstermesidir. Başta sürekli arkasında hissettiği halk desteğini kaybetmiştir Danton. Son duruşma boş salonda yapılır ve artık “Danton’a ölüm” diye bağıran hatırı sayılır bir kalabalık vardır.&lt;br /&gt;Danton ve arkadaşları giyotinle idam edildiklerinde idamı izleyen halktan kimse itiraz etmez ve en küçük bir tepki yükselmez. İdamı Robespierre’e haber verirken halkın tepkisiz kaldığı özellikle vurgulanmaktadır ve idamdan çok halkın tepkisizliği önemsenmektedir. Çünkü idam gerçekleşene kadar halktan korkulmaktadır.&lt;br /&gt;Robespierre/rejim hasta yatağındadır ve ölümünü bir süre daha ertelemiştir. Sadece bir süre daha ertelemiştir!&lt;br /&gt;Danton’da karşımıza çıkan konu 1794’te geçmiş olmasının ötesinde bir genellik ihtiva eder. Dünyanın pek çok yerinde iktidar sahiplerinin ilkelerini bir kenara bırakarak ve vatan millet Sakarya üzerine nasıl bir iktidar kurduğunu hepimiz gözlemlemişizdir. Gerektiğinde bu iktidarı korumak adına darbe yapmak, darbe sürecinde insanları satın almak, satın alınmayanları idam etmek, sorgulanmamak ve hesap vermemek bu toprakların çokta yabancı olduğu şeyler değil.&lt;br /&gt;Film kahramanlarını günümüze uyarlayacak olsak onlarca Robespierre, onlarca polis şefi, onlarca mahkeme başkanı sayabiliriz. Ancak bu ülkede Danton kimdir dediğimizde bir karşılığı yoktur. Çünkü kurtarıcı olarak gördüklerimiz, kendi iktidarlarını kurmak temelinde mücadele etmektedir. Ölmeden önce elde edilecek bir zafer ve ölmeden önce nimetlenilecek bir iktidardır çakma Danton’ların hayali.&lt;br /&gt;Oysa filmde Danton en başından itibaren ölüme gittiğini bilmektedir. Ve ölümünün kendisinden sonra bir dönüşüme neden olacağını düşünmektedir.&lt;br /&gt;Ölümü göze alan ve kendi ölümünden sonra yeşermesi beklenilen bir direniş bu topraklarda yer bulamamıştır. O yüzden sıklıkla muhtıralar ve darbeler yaşamaktadır bu ülke…&lt;br /&gt;Film boyunca pek çok yaldızlı cümle kurmuştur Danton. Bunlardan en güzeli ile bitirelim:&lt;br /&gt;“Şanlı mahkeme! Hırsızların yuvası, şantajcıların, pezevenklerin ocağı! Sana tek bir şey söyleyeceğim. Sen tükürmeye bile değmezsin!”&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Üstün bol&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-1578369170889362553?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/1578369170889362553/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/05/danton-bir-adalet-parodisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/1578369170889362553'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/1578369170889362553'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/05/danton-bir-adalet-parodisi.html' title='DANTON: “BİR ADALET PARODİSİ”'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SftKHyt1iHI/AAAAAAAAAFs/xgDBq6SGY1I/s72-c/%C3%BC%5B1%5D.bol.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-1946581724153866341</id><published>2009-05-01T07:11:00.000-07:00</published><updated>2009-05-01T07:19:30.845-07:00</updated><title type='text'>Basın Açıklaması</title><content type='html'>&lt;p align="right"&gt;&lt;strong&gt;01.05.2009 &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz günlerde Ankara Üniversitesinde afiş asma yüzünden çıkan kavga sonucunda derneğimizin adı etrafında kimi çevrelerce hak etmediği değerlendirmeler yapılmaktadır.&lt;br /&gt;MAZLUMDER kurulduğu 1991 yılından bu yana şiddetle yan yana durmamış, şiddeti kutsamamış, şiddeti bir metot olarak kullanmamış ve kullananlarla yan yana gelmemeye dikkat etmiştir.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;MAZLUMDER bireysel silahlanmaya karşıdır ve şiddetin her türüne karşı olduğu gibi silahlı olanını da reddeder. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Üniversiteleri özgür düşüncenin yuvası olarak görür ve kurusıkı dahi olsa üniversitelere silahla girilmesini tasvip etmez.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Bununla birlikte üniversitelerin kimi ideolojik guruplar tarafından parsellenmesinin, kendisi gibi olmayan ve düşünmeyenlerin aşağılanmasının, ötekilerin faaliyet yapması ve bunu duyurmasının engellenmesinin sorgulanması gerekmektedir. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;MAZLUMDER bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yaşanan hak ihlallerine karşı hukuk kuralları çerçevesinde mücadele edecektir. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Mazluma kimliğini sormadan, hangi düşünce, inanç, etnik gruba dahil olursa olsun hakkını koruması, hukukun egemen olması ve adaletin sağlanması mücadelesine devam edecektir.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Saygıyla duyurulur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;MAZLUMDER Ankara Şube Başkanı&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Üstün BOL&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-1946581724153866341?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/1946581724153866341/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/05/ankara-universitesinde-yasananlarn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/1946581724153866341'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/1946581724153866341'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/05/ankara-universitesinde-yasananlarn.html' title='Basın Açıklaması'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-9150057994221223412</id><published>2009-04-27T03:23:00.000-07:00</published><updated>2009-04-27T03:41:24.866-07:00</updated><title type='text'>Karşı Muhtıra...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SfWLvs-pQwI/AAAAAAAAAFc/JwYg1KZuhaA/s1600-h/meclis+1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5329319385706873602" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SfWLvs-pQwI/AAAAAAAAAFc/JwYg1KZuhaA/s200/meclis+1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;TARIH: 27 Nisan 2007&lt;br /&gt;NO : BA - 08 / 07&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta millet egemenliği ilkesi olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, uzun yıllardır devam eden bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir. Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden devletimizin bağımsızlığı ile milletimizin birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli ve dini bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.&lt;br /&gt;Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini ve milli duygularını istismar etmekten çekinmemekte, milletimize açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları laiklik ve Atatürkçülük kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların, küçük çocukların ve militarist “memur”ların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.&lt;br /&gt;Bu bağlamda;&lt;br /&gt;Cumhuriyet mitingleri adı altında ülkemizin birçok merkezinde prokovatif mitingler tertip edildiği, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyetlerin amaçlarına ulaşamadan söndüğü görülmüştür.&lt;br /&gt;Başta Ankara, İstanbul ve İzmir olmak üzere farklı tarihlerde tertip edilen mitinglerde Antalya, Aydın, Muğla, Mersin ve Çanakkale illerinden bazı grupların katılımı ile sivil toplum örgütü adı altında kadınlar ve çocuklardan oluşan bir koroya çeşitli marşlar okutulmuş, bu sırada Lenin ve Stalin fotoğrafları açılarak mitingleri tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya konulmuştur.&lt;br /&gt;Ayrıca, ülkemizin pek çok üniversitesinde akademik personele bazı “rektör” isimli memurlar tarafından özgürlüklerin engellenmesi konulu brifinglere katılım emri verildiği, sivil toplum örgütü adı altında silah üzerine yemin ederek tarikatvari bir yapılanmaya gidildiği, bu yapılanmanın silahlı örgüt kurarak kendi kabilesinden olmayanları yıldırmaya çalıştığı, kendisi gibi düşünmeyenleri aşağıladığı ve yine başka yapılanmaların sivil iradeyi yok etmek ve kendi sığ düşüncelerini cebren ve hile ile kamuoyunda kabul ettirmeye çalıştığı bu amaca ilişkin olarak çobanların aşağılandığı, mankenlerin, zenginlerin, gazete patronlarının ve kamu otoritesinde yıllardır bir yerleri işgal eden İT (ittihat ve terakki) çevresinin oylarının birden fazla kabul edilmesi gerektiğini savundukları yolunda haberler de kaygıyla izlenmiştir.&lt;br /&gt;Anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların müsaadesi ile ve bilgisi dahilinde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.&lt;br /&gt;Cumhuriyet karşıtı olan ve devletimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka amaç taşımayan bu çalışmalar, son günlerdeki bazı gelişmeler ve söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını genişletmektedir.&lt;br /&gt;Bölgemizdeki gelişmeler, laiklik ile oynamanın ve laikliğin siyasi bir söyleme ve amaca alet edilmesinin yol açabileceği felaketlerin ibret alınması gereken örnekleri ile doludur. Laikliğin üzerine yüklenmeye çalışılan siyasi bir söylem veya ideolojinin laikliği ortadan kaldırarak, başka bir şeye dönüştüğü, ülkemizde ve ülke dışında görülebilmektedir. Ergenekon soruşturmasında ortaya çıkan olayın bunun çarpıcı bir örneği olduğu ifade edilebilir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin çağdaş bir demokrasi olarak, huzur ve istikrar içinde yaşamasının tek şartının, devletin Anayasamızda belirlenmiş olan temel niteliklerine ve millet egemenliğine sahip çıkmaktan geçtiği şüphesizdir.&lt;br /&gt;Bu tür davranış ve uygulamaların, Sn. Cumhurbaşkanımızın ve Sn. Başbakanımızın defaatle ifade ettikleri gibi “bir özgürlük rejimi olan cumhuriyete sözde de, özde de bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak” ilkesi ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.&lt;br /&gt;Son günlerde, Sivil Anayasa sürecinde öne çıkan sorun, özgürlüklerin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türkiyeli siviller tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türkiyeli siviller bu tartışmalarda taraftır ve özgürlüklerin sarsılmaz savunucusudur. Ayrıca Türkiyeli siviller yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, Türkiyeli siviller gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.&lt;br /&gt;Özetle özgür ve millet egemenliğine dayalı bir ülkede barışça yaşama anlayışına karşı çıkan herkes Türkiyeli sivillerin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.&lt;br /&gt;Türkiyeli siviller, bu niteliklerin korunması için kendisine vicdanı tarafından verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.&lt;br /&gt;Bütün darbecilere duyurulur. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;MAZLUMDER Ankara Şube Başkanı&lt;br /&gt;Üstün BOL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-9150057994221223412?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/9150057994221223412/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/kars-muhtra.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/9150057994221223412'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/9150057994221223412'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/kars-muhtra.html' title='Karşı Muhtıra...'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SfWLvs-pQwI/AAAAAAAAAFc/JwYg1KZuhaA/s72-c/meclis+1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-8050350846281515235</id><published>2009-04-26T07:20:00.000-07:00</published><updated>2009-04-26T07:25:09.904-07:00</updated><title type='text'>Cumhuriyete mi? Ergenekon'a mı Sahip Çıkacaklar?</title><content type='html'>&lt;div align="right"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SfRukcUycSI/AAAAAAAAAFU/OhAtYA-vTtI/s1600-h/DSC00108.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5329005831443869986" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SfRukcUycSI/AAAAAAAAAFU/OhAtYA-vTtI/s200/DSC00108.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;25.04.2009&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Değerli katılımcılar,&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Birinci tur cumhuriyet mitinglerinin organizatörleri, bu mitinglerin ikinci turunu 17 Mayıstan itibaren başlatacakları haberini yayıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlki iki yıl önce 27 Nisanda e-muhtıranın açıklanmasından sonra başlatılan cumhuriyet mitingleri birtakım karar alma mekanizmalarını, halkın seçimlerini etkilemek maksadıyla yapılmış ancak sonuç pek de düşünüldüğü gibi olmamıştı. Vatandaşlar arasında gerilim yaratmak, insanları din, sınıf ayrımı güderek birbirine düşürmeye çalışmak, askeri bir darbeye zemin hazırlamak mitinglerin hedefleri arasındaydı ve bu hedeflere neredeyse ulaşılıyordu. Ancak bu mitinglerin ardından insanlarımızın çoğu her türlü baskı ve yönlendirmeye rağmen 70’lerde kendisine kurulan tuzaklara yeniden düşmemek için oldukça özenli davranarak demokrasi, fikir ve inanç özgürlüğü, birbirlerinin inançlarına saygı duyma gibi hasletlerinin ne kadar geliştiğini gösterdi. Üstelik bu mitingler düzenlenirken Ergenekon diye bir örgütün varlığı ortaya çıkmamış, örgütün kadroları, silah depoları, darbe planları kamuoyuna bu kadar geniş çaplı malum olmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz önce söylediğimiz gibi cumhuriyet mitingi organizatörleri ikinci dalgayı 17 Mayıs’ta başlatacaklarmış. Başlangıç için Danıştay’a düzenlenen provokatif ve kanlı saldırının yıldönümünün seçilmesi de ilginç. Çünkü geçtiğimiz günlerde Danıştay saldırısının görüldüğü dava her türlü şova rağmen Ergenekon dosyasıyla birleştirildi. Daha önce halkın seçimlerini değiştirmek hedefken yeni miting dalgası yargıyı etkilemeyi başlıca amaç edindi galiba. Ya da belki mitinglerin arkasına saklanarak zincirin henüz ortaya çıkarılmamış halkaları gözden kaçırılmak isteniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki yıllık sürece şöyle bir bakacak olursak, cumhuriyet mitinglerinde mikrofonu kimselere kaptırmadan aşk ve şevk ile darbe çağrısı yapanlar bugün gözaltında. “Allahımızı çaldılar” diye meydanları inletip “temsili” başörtülü kadınların başörtülerini kürsülerde şov yaparak açanlar bugün gözaltında. İnsanları cumhuriyetin, laikliğin elden gittiği yönünde paniğe itenler bugün gözaltında. Üstelik gözaltındaki bu kişilerin, meydanlara toplamak için bin bir çaba sarf edip reklam kampanyaları yürüttüğü bunca insan üzerinde toplumsal dehşet yaratacak eylemler planladıkları iddiaları ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Netice-i kelam, bu süreçten sonraki cumhuriyet mitinglerine katılacak insanların laikliğin, cumhuriyetin kazanımlarını muhafaza edebilmek kaygısıyla meydanlara döküldüğüne inanmak çok zordur. Bu mitinglere katılacak insanlar aslında, yıllardır hemen her kesimin rahatsız olduğu, şimdilerde “Ergenekon” soruşturmasıyla özdeşleştirilen “derin devlet”in devam etmesini isteyecektir. Yani bundan sonra cumhuriyet mitingleri adı altında meydanlara inenler cumhuriyete değil, Ergenekon’a sahip çıkacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada 23 Nisan’da Hakkâri’de güvenlik güçlerine taş atan bir çocuğun bir güvenlik mensubu tarafından silah dipçiğiyle dövülmesi tüm Türkiye’yi üzmüştür. Tahriklerin boyutu her ne olursa olsun devlete ve devletin güvenlik güçlerine yakışan itidalli, sabırlı, sağduyulu davranmaktır. Aynı şekilde çocuğuyla, büyüğüyle göstericilerin de barışçıl gösteri hakkını kullanması gerekir. Göstericiler de barışı ve huzuru sabote eden hareketlerden kaçınmalarıdır. Anne babalar bu durumdan mesuldür. Fakat ne olursa olsun devlet yapısı gereği sahip olduğu dengelenemez gücü itinayla ve büyük bir hoşgörüyle kullanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak biz bugün Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu olarak 169. açıklamamızı yaparken Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformu eylemlerinde 4. yıllarını bitirip 5. yıla giriyor. Kocaeli’ne bugün yapacakları özgürlük yürüyüşünde katılmak üzere Ankara’dan bir heyetle birlikte sevgi ve selamlarımızı da gönderdik. Bütün Türkiye’deki inanç özgürlüğü platformları olarak hak, adalet ve inanç yoluna düşen gölgelere karşı mücadele etmek amacıyla çıktığımız bu yolda kararlı adımlarla yürümeye devam edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu Adına&lt;br /&gt;MAZLUMDER Ankara Şube Başkan Yardımcısı Esra Duru&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-8050350846281515235?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/8050350846281515235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/cumhuriyete-mi-ergenekona-m-sahip.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/8050350846281515235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/8050350846281515235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/cumhuriyete-mi-ergenekona-m-sahip.html' title='Cumhuriyete mi? Ergenekon&apos;a mı Sahip Çıkacaklar?'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SfRukcUycSI/AAAAAAAAAFU/OhAtYA-vTtI/s72-c/DSC00108.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-6055338088248551502</id><published>2009-04-21T03:46:00.000-07:00</published><updated>2009-04-21T03:53:50.377-07:00</updated><title type='text'>Kendi Pimini Çeken Bomba</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327095925975788898" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Se2lhUA3rWI/AAAAAAAAAFE/Bs4J0Td_CAc/s200/vildan.JPG" border="0" /&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;strong&gt;Anti-Kahraman Örneği Olarak BATMAN:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;strong&gt;"The Dark Night"&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu sunumda size bahis konusu olan batman the dark night filmi hakkında objektif bir değerlendirme yapacağımı söyleyebilirim. Buna ek olarak filmi size tanıtmaya çalışacağımı ve sunumu dinledikten sonra filmi daha iyi anlayacağınızı da söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama işin aslı şu ki ne ben bu filme objektif olarak bakabilirim ne de siz film bittikten sonra sorularınızın yanıtlandığını düşünebilirsiniz. Aslında olacak olan benim bu filme olan yakınlığımın değerlendirmemi etkileyeceği sizin ise filmden sonra bir sürü kafa karıştırıcı soruyla karşı karşıya olacağınızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bir anti kahraman mitini anlatmak Hollywood filmleri hakkındaki düşüncelerimi desteklemek için idealdir. Ama ne yazık ki artık Hollywood oluşturduğu sistemin çarklarını bozmayı amaçlayan kahramanları da kendi imal etmektedir. Bizim yapabileceğimiz tek şey ise bu anti kahramanlara ne eksik ne fazla kararında bir yakınlık göstermek ve bu kahramanlarında acımasız emparyalist çarklar tarafından üretildiğini düşünerek çözümleme yapmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir film serisiyle karşı karşıya olduğumuz için öncelikle serinin diğer filmlerinden ve yönetmenimizden bahsetmek istiyorum&lt;br /&gt;Batman&lt;br /&gt;Yapım Yılı 1989 Oyuncular &lt;a href="http://www.film.com.tr/search.cfm?pid=5244"&gt;Michael Keaton&lt;/a&gt; Bruce Wayne/Batman &lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=1023"&gt;Jack Nicholson&lt;/a&gt; Joker/Jack Napier &lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=247"&gt;Kim Basinger&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yönetmen &lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=263"&gt;Tim Burton&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir çocuk ebeveynlerinin Gotham sokaklarında gözleri önünde öldürülüşüne tanık olur. Büyüdüğünde Gotham şehri sakinlerinin gözündeki gizemli Batman figürüdür. Suçla tek başına savaşmaktadır. Ancak ortaya Joker adında beklenmedik derecede güçlü ve tehlikeli bir suçlu çıkar. Milyoner işadamı Bruce Wayne ve fotoğrafçı Vicki Vale işbirliği yaparak şehrin bu beladan kurtulmasını sağlayabilirler mi?&lt;br /&gt;Batman Dönüyor&lt;br /&gt;Batman Returns Yapım Yılı 1992&lt;br /&gt;Oyuncular&lt;a href="http://www.film.com.tr/search.cfm?pid=5244"&gt;Michael Keaton&lt;/a&gt;Batman/Bruce Wayne &lt;a href="http://www.film.com.tr/search.cfm?pid=4439"&gt;Danny DeVito&lt;/a&gt; Penguen/Oswald Cobblepot &lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=906"&gt;Michelle Pfeifer&lt;/a&gt; Kedikadın/Selina Kyle &lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=1496"&gt;Christopher Walken&lt;/a&gt; Max Shreck&lt;br /&gt;Yönetmen&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=263"&gt;Tim Burton&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gotham şehri iki tane farklı suçluyla karşı karşıyadır, Penguen ve KediKadın. Batman bu iki tehlikeyle birden başa çıkabilecek midir? Üstelik birisi şehrin belediye başkanı olmak isteyip diğeri de Batman'i cazibesiyle etkilemişken&lt;br /&gt;Batman ve Robin&lt;br /&gt;Batman &amp;amp; Robin Yapım Yılı 1995&lt;br /&gt;Oyuncular&lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=217"&gt;Arnold Schwarzenegger&lt;/a&gt; Mr. Freeze/Dr. Victor Fries &lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=228"&gt;George Clooney&lt;/a&gt; Batman/Bruce Wayne &lt;a href="http://www.film.com.tr/search.cfm?pid=3590"&gt;Chris O Donnell&lt;/a&gt; Robin/Dick Grayson &lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=1128"&gt;Uma Thurman&lt;/a&gt; Poison Ivy/Dr. Pamela Isley &lt;a href="http://www.film.com.tr/search.cfm?pid=11509"&gt;Alicia Silverstone&lt;/a&gt; Batgirl/Barbara Wilson&lt;br /&gt;Yönetmen&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.film.com.tr/search.cfm?pid=1151"&gt;Joel Schumacher&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mr. Freeze, Gotham şehrini dondurarak daima kış olmasını istemektedir. Aynı zamanda yeni bir kötü olan Poison Ivy, Batman ve Robin'in karşısına çıkar. Bunların olduğu esnada Batman'in sadık yardımcısı Alfred de ölüm döşeğindedir. Tek kurtuluş anahtarı Mr. Freeze'dedir. Alfred'in yeğeni Batgirl de amcasını kurtarmak için bu işin içine dahil olur&lt;br /&gt;Batman Daima&lt;br /&gt;Batman Forever&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapım Yılı&lt;br /&gt;1995&lt;br /&gt;Oyuncular&lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=3849"&gt;Val Kilmer&lt;/a&gt; Batman/Bruce Wayne &lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=874"&gt;Tommy Lee Jones&lt;/a&gt; Two-Face/Harvey Dent &lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=229"&gt;Jim Carrey&lt;/a&gt; Riddler/Dr. Edward Nygma &lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=97"&gt;Nicole Kidman&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dr. Chase Meridian &lt;a href="http://www.film.com.tr/search.cfm?pid=3590"&gt;Chris O Donnell&lt;/a&gt; Robin/Dick Grayson&lt;br /&gt;Yönetmen&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.film.com.tr/search.cfm?pid=1151"&gt;Joel Schumacher&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gotham Şehri'nin büyüyen gölgelerinde, iki kötü ruh, intikam için şehrin karanlık koruyucusuna karşı dolaplar hazırlıyorlardı. Yüzü intikam duygusuyla daha da çirkinleşmiş "Two-Face" için "Batman"i öldürmek bir takıntı halini almıştı. Hayal kırıklığına uğramış bir deha olan "Riddler" ise milyarder "Bruce Wayne"i yok etmenin yollarını arıyordu. İkisi birlikte tüm Gotham halkının beyinlerini kontrol etmenin yolunu bulmuşlardı. Onları ancak "Batman" ve yeni ortağı "Robin" durdurabilirdi. Fakat Kara Şövalye kendi çocukluk zamanına rastlayan bir sır yüzünden harekete geçememekteydi. Onu, içinde bulunduğu durumdan ancak yeni bulacağı bir aşk kurtarabilirdi&lt;br /&gt;Batman Başlıyor&lt;br /&gt;Batman Begins&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapım Yılı&lt;br /&gt;2004&lt;br /&gt;Oyuncular&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=172"&gt;Christian Bale&lt;/a&gt; Bruce Wayne/Batman &lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=1440"&gt;Michael Caine&lt;/a&gt; Alfred Pennyworth&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=232"&gt;Liam Neeson&lt;/a&gt; Ducard &lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=782"&gt;Morgan Freeman&lt;/a&gt; Lucius Fox &lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=2701"&gt;Gary Oldman&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yönetmen&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.film.com.tr/star.cfm?pid=843"&gt;Christopher Nolan&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milyoner anne babasının gözlerinin önünde katledilmesi genç Bruce Wayne’de intikam takıntısına neden olan karşı konulmaz bir travma yaratır. Fakat kader bu şansı elinden alır. Ninja tarikatının lideri, tehlikeli ama onurlu bir adam olan Ra's Al-Ghul’e danışmak için Doğu’ya giderek ortadan kaybolmasının ardından geri döndüğünde Wayne; Gotham şehrini organize suç örgütleri ve tehlikeli suçlular tarafından istila edilmiş; miras olarak aldığı şirketi ise ellerinden kayarken bulur…Malikanesinin altında bulduğu mağara ve orijinal zırhlı kıyafet Bruce Wayne'in yeni bir kimliğe bürünmesine yol açar. Artık kötülük yapanların içlerine korku salacak Batman’dir o. Bu yeni kılığı ve polis Jim Gordon’ın yardımlarıyla Batman, mafya babası Don Falcone, uyuşturucu tüccarı Jonathan-korkuluk- Crane ve kendini göstermek için doğru zamanı kollayan, Wayne’e çok da yabancı olmayan, gizemli bir üçüncü şahsın kurduğu çirkin düzeni yıkmak için işe koyulur.&lt;br /&gt;Christopher Nolan&lt;br /&gt;Gerçek Adı&lt;br /&gt;Christopher Johnathan James Nolan&lt;br /&gt;Doğum Yeri&lt;br /&gt;Londra, İngiltere&lt;br /&gt;Doğum Tarihi&lt;br /&gt;30.07.1970&lt;br /&gt;Onu Ünlü Yapan Ne?&lt;br /&gt;Memento (2000) filminin yönetmenidir.&lt;br /&gt;Eğitim&lt;br /&gt;Londra Koleji Üniversitesi, İngiliz Edebiyatı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kısa filmi 'Larceny' 1996 yılında Cambridge Film Festivali'nde gösterilmişti.Filmleri genellikle bir flashback ya da filmin sonundan kareler ile başlar.Filmlerinde Amerikalı karakterleri genelde ingilizler ya da Amerikalı olmayan oyuncular canlandırır.Memento'dan beri filmlerinde aktör Larry Holden ile çalışıyor.Renk körü, kırmızı ve yeşili göremiyorBüyük bir James Bond hayranıİngiliz ve Amerikan vatandaşıSıklıkla Christian Bale ve Michael Caine ile çalışıyor&lt;br /&gt;Yönetmen&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.film.com.tr/film.cfm?fid=2129"&gt;The Dark Knight&lt;/a&gt; (2008)&lt;a href="http://www.film.com.tr/film.cfm?fid=1837"&gt;The Prestige&lt;/a&gt; (2006) &lt;a href="http://www.film.com.tr/film.cfm?fid=311"&gt;Batman Begins&lt;/a&gt; (2004) &lt;a href="http://www.film.com.tr/film.cfm?fid=501"&gt;The Prisoner&lt;/a&gt; (2002) &lt;a href="http://www.film.com.tr/film.cfm?fid=221"&gt;Memento&lt;/a&gt; (2001) &lt;a href="http://www.film.com.tr/film.cfm?fid=315"&gt;Insomnia&lt;/a&gt; (2001) &lt;a href="http://www.film.com.tr/film.cfm?fid=3394"&gt;Following&lt;/a&gt; (1998) &lt;a href="http://www.film.com.tr/film.cfm?fid=3809"&gt;Doodlebug&lt;/a&gt; (1997)&lt;br /&gt;Senarist&lt;a href="http://www.film.com.tr/film.cfm?fid=2129"&gt;The Dark Knight&lt;/a&gt; (2008) &lt;a href="http://www.film.com.tr/film.cfm?fid=1837"&gt;The Prestige&lt;/a&gt; (2006) &lt;a href="http://www.film.com.tr/film.cfm?fid=311"&gt;Batman Begins&lt;/a&gt; (2004) &lt;a href="http://www.film.com.tr/film.cfm?fid=221"&gt;Memento&lt;/a&gt; (2001) &lt;a href="http://www.film.com.tr/film.cfm?fid=3394"&gt;Following&lt;/a&gt; (1998) &lt;a href="http://www.film.com.tr/film.cfm?fid=3809"&gt;Doodlebug&lt;/a&gt; (1997)&lt;br /&gt;Batman i tanımak için öncelikle onun çizgi roman geçmişine bakmak gerekir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="Superman" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Superman"&gt;Superman&lt;/a&gt;'in başarısından sonra, sonradan DC Comics olacak olan National Publications 'ın editörlerine daha fazla süperkahramanfikri üretme görevi verilir. Sonuç olarak &lt;a title="Bob Kane" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bob_Kane"&gt;Bob Kane&lt;/a&gt; "Bat-Man" karakterini oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk çizimler Superman tarzındadır, kostüm kırmızımsıdır ve eldiven yoktur. Maskeli balolarda takılana benzer bir maske takan karakter bir ipte sallanmaktadır. &lt;a title="Yarasa" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yarasa"&gt;Yarasadakine&lt;/a&gt; benzeyen sabit iki kanadı vardır ve büyük bir amblem de taşımakadır&lt;br /&gt;Batman'in kişiliği, karakter geçmişi, görsel tasarımı ve ekipmanı da aralarında &lt;a title="The Mask of Zorro (sayfa mevcut değil)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=The_Mask_of_Zorro&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;The Mask of Zorro&lt;/a&gt;, &lt;a title="The Bat ve Dracula (sayfa mevcut değil)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=The_Bat_ve_Dracula&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;The Bat ve Dracula&lt;/a&gt; gibi filmlerden, &lt;a title="The Shadow (sayfa mevcut değil)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=The_Shadow&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;The Shadow&lt;/a&gt;, &lt;a title="The Phantom (sayfa mevcut değil)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=The_Phantom&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;The Phantom&lt;/a&gt;, &lt;a title="Sherlock Holmes" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sherlock_Holmes"&gt;Sherlock Holmes&lt;/a&gt;, &lt;a title="Dick Tracy (sayfa mevcut değil)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Dick_Tracy&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;Dick Tracy&lt;/a&gt;, &lt;a title="Jimmie Dale (sayfa mevcut değil)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Jimmie_Dale&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;Jimmie Dale&lt;/a&gt;, &lt;a title="The Green Hornet (sayfa mevcut değil)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=The_Green_Hornet&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;The Green Hornet&lt;/a&gt; ve &lt;a title="Spring Heeled Jack (sayfa mevcut değil)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Spring_Heeled_Jack&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;Spring Heeled Jack&lt;/a&gt; gibi karakterlerden ve &lt;a title="Leonardo Da Vinci" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Leonardo_Da_Vinci"&gt;Leonardo Da Vinci&lt;/a&gt;'nin bir "uçan makina" çiziminden esinlenmiştir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk Batman hikayesi &lt;a title="Mayıs" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/MayÄ±s"&gt;Mayıs&lt;/a&gt; &lt;a title="1939" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1939"&gt;1939&lt;/a&gt;'da yayınlandı. Batman &lt;a title="Pulp" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pulp"&gt;Pulp&lt;/a&gt; hikayeleri tarzında oluşturulmuştur. İlk zamanlarda Batman'in suçluların öldürülmesine ve zarar görmelerine az merhamet göstermesi ve ateşli silahlar kullanması da bu nedenledir. Yüksek satış rakamları ile de 1940'da kendi ismini taşıyan çizgiroman'a kavuşmuştur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar &lt;a title="Dennis O'Neil (sayfa mevcut değil)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Dennis_O%27Neil&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;Dennis O'Neil&lt;/a&gt; ve çizer &lt;a title="Neal Adams (sayfa mevcut değil)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Neal_Adams&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;Neal Adams&lt;/a&gt;, Batman'in 1960'lardaki absürt karakter imajından kurtarmak ve "gecenin sert intikamcısı" olarak kökenine geri döndürmek için çaba sarfettiler ve filmimze kaynaklık eden hikaye ortaya çıkar:&lt;br /&gt;50 yaşında ve emekli olmuş Batman'in geri dönüşünün anlattığı &lt;a title="1986" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1986"&gt;1986&lt;/a&gt; tarihli "Batman: The Dark Knight Returns" hikayesi, karakteri karanlık kökenine geri döndürdü. The Dark Knight Returns büyük maddi başarı elde etti ve çizgiroman tarihinde bir kilometre taşı oldu.&lt;br /&gt;Bu tarz konular ve anlatımdaki üslup çizgiromanların çocukların eğlencesi olmaktan uzaklaşmasına ana etkenler oldu.&lt;br /&gt;Yıllar içinde Batman'in orijinal hikayesi, geçmişi ve görünümü/davranışları gerek küçük gerekse de büyük revizyonlara uğradı. Bazı olaylar büyük değişim geçirir iken, ailesinin ölümü ve adeletin peşinde olması gibi olaylar ve konular değişmedi.&lt;br /&gt;Tüm öykülerde Batman, Bruce Wayne'in alt kişiliğidir. Bruce Wayne varlıklı bir playboy, yatırımcı, hayırsever bir işadamıdır ve babası doktor &lt;a title="Thomas Wayne (sayfa mevcut değil)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Thomas_Wayne&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;Thomas Wayne&lt;/a&gt; ve annesi &lt;a title="Martha Wayne (sayfa mevcut değil)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Martha_Wayne&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;Martha Wayne&lt;/a&gt;'in bir gece sokakta hırsız tarafından öldürülmesinden sonra suçla savaşmaya başlamıştır.&lt;br /&gt;Bruce Wayne, Batman'i Gotham'ın yeraltı dünyasına korku saçmak için oluşturmuştur. Kostüm ve Wayne'in Batman iken davranış tarzı mümkün olduğu kadar heybetli ve korkutucudur. Bruce Wayne yumuşakkalpli ve sorumsuz iken, Batman agresif ve serttir. Görünüm ve kişiliğindeki değişimlere ek olarak, Bruce Wayne aynı zamanda kostümlü iken sesini de değiştirir, Kara Şövalye'nin sesi alçak ve hırıltılıdır. Ve bu çift kişiliklilik Batman in bilinçli bir tür şizofren ruh haline girmesine neden olur.&lt;br /&gt;&lt;a title="New York City" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/New_York_City"&gt;New York City&lt;/a&gt;, &lt;a title="Chicago" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Chicago"&gt;Chicago&lt;/a&gt;, &lt;a title="Boston" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Boston"&gt;Boston&lt;/a&gt; ve &lt;a title="Pittsburgh" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pittsburgh"&gt;Pittsburgh&lt;/a&gt; gibi şehirlerden türetilen &lt;a title="Gotham" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gotham"&gt;Gotham&lt;/a&gt; Şehri, Amerika'nın kuzeydoğu körfezindedir. Genellikle kirli, yüksek suç oranlı, çürümüş olarak resmedilen kent, &lt;a title="Superman" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Superman"&gt;Superman&lt;/a&gt;'in parlak, temiz, fütüristik Metropolis'inin zıttıdır. Gotham'ın "News York'un gece hali" olduğu, New York'un geçmişindeki yüksek suç oranına atfen söylenegelmişir. Thomas ve Martha Wayne de şu anda kenar mahalleye dönüşmüş ancak eskiden lüks bir mahalle olan Park Row'da öldürülmüşlerdir. Batman hikayeleri ilk olarak New York şehirinde geçmesine rağmen, sonradan hep Gotham Şehrinde yaşadığı anlatılmıştır. Superman'in Metropolis'i gibi, Gotham da kahramanının karakteristik özelliklerini taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Dark Night ı incelemeye kahramnımızın yani Batman i diğer çizgi roman kahramanlarından ayıran özelliklerini sayarak başlamak gerekir. Batman diğer kahramanlar gibi saf bir iyilik duygusuna hizmet etmez hatta tamamen iyi bir kahraman bile değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mekanı yani gotham city bile gothictir. Kaos a açıktır. Karanlıktır. Süperman in dünyası gibi ütaopik değil distopyadır. Batman in halkı gotham halkı nevrotiktir. İki yüzlüdür. Ve acayip pragmatisttir. Her fırsatta batman e sırt çevirir. Onu dışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batman in savaşındaki öğeler ise nefretle ve intikam duygusuyla beslendir. İşte batman in dünyası böylesine kaotik, sürrealist ama nereden bakarsanız bakın diğer kahramanlardan daha insanidir. İşte bu yüzden batman the dark night bu sunumun konusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahramanların taktıkları maskeler onları güzel kadınlardan korumak için olduğu kadar kanunsuz işler yaptıklarının da ifadesidir. Ancak diğer kahraman filmlerinde bu unsur göz ardı edilirken özellikle christopher nolan’ın filmlerinde ki Batman kanunsuz kahraman mitini ortaya çıkarır. Maskesi ise onun bu konudaki en büyük yardımcısıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan eleştirilerde de belirtildiği gibi Capola’nın The Godfather serisi acımasız mafya ailesini nasıl sofralarımıza beşinci kişi gibi aldırmayı başardıysa Nolan’ın Batman ide aynı yolda yürümektedir. Tabii tek farkla Nolan’ın Batman’ini suç ve masumiyeti ayıran keskin çizgiler olmadığını ve bir o tarafa bir bu tarafa geçtiğinin farkındadır. Bu farkındalık Batman’i kahraman mitine uymak yerine kendi mitini yazmaya yöneltir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batman i diğer çizgi roman kahramanlarından ayıran başka bir özellik ise gerçeklik algısıdır. O ne süperman gibi göklerde süzülebilir ne örümcek adam gibi avucunun içinden ağlar fışkırtabilir. Radyo aktif bir tepkimenin ya da gizemli gezegenlerinin yardımıyla değil tamamen bir öç alma duygusunun motivasyonuyla hareket eden çok zeki bir şizofrendir. En büyük yardımcısı bilimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şizofren ruh hali onun küçükken annesi ve babasını kaybetmesiyle başlayan bir süreçtir. Nolan’ın ortaya çıkarmaya çalıştığı Batman’i daha iyi anlayabilmek için ilk önce elbette ki Batman begins i seyretmeli ve ailesinin gözleri önünde öldürülmesinin onun kişiliğine yaptığı etkiler göz önüne alınmalıdır. Suça duyduğu öfke Bruce wayne i örneğin bir polis olmaya yöneltmez. Çünkü wayne suç kavramının kanun güzüyle önlenemeyeceğini düşünür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun en büyük düşmanı masumiyeti hedef alan hırslardır ve kanun eşitliği savunur. Kanunun savunduğu eşitlik karşısında Batman adaleti ister ve bu yüzden en çok tartışılan kahramandır. Çünkü insan öldürür, çünkü düşmanına acımaz. Bu yüzden de Gotham halkı ona her fırsatta sırtını döner&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batman’in temsil ettiği adalet duygusunu hazmetmek insan fıtratı için inanılmaz zordur. Bu ancak insanın kendini nefsinden sıyırarak manaya ve maddeye canlıya ve cansıza empatik yaklaşarak elde edebileceği bir mefhumdur. Ki zaten bunu başarmak insanı bilge mertebesine yükselten bir olgu değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Batman insanın içindeki bu potansiyeli görür ancak insanlar bu potansiyellerini kullanmak istemez. Batman bu yüzden beklentileri ve inançları arasında kalır. Bu onu zamanla kendine güvensiz ve şizofrenik, karşı taraftan da bakıldığında acımasız bir kahraman haline getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batman hep kendisini o maskeden kurtarmak ister aslında. O maske zengin ve yakışıklı bir adamı boğan okyanus gibidir. Kötülerle savaşında evet insanlara yardım etmektedir ama bunu legal yollardan yapmayan dolayısıyla toplumsal kabul görmeyen bir şekilde yaptığı için de gitgide zırhının içinde boğulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi olarak Bruce wayne olarak yaşadığı zamanlarda sanki suyun üstüne çıkıp biraz nefes alır. O suya ait bir canlı değildir aslında. Bir insandır. Ama yeryüzü onu dışlamış ve yaşaması için yaratıldığı topraktan ayırmıştır. Şimdi bu okyanusta kara şovalye gelip kendisini kurtaracak bir kahraman arar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte the dark night da batmanın kahramanı harvey dent isimli genç savcıdır. Bu savcı kanunlara olan inancıyla batmani etkiler. Ya her şey onun zannettiği gibi değilse ya eşitlik adaleti getirebilirse ya bir insan gerçekten iyi olabilirse hırslarından arınabilirse işte o zaman bir kahramana yani batman e gerek yoktur bu da batman in özgürlüğü demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani kafasını okyanustan çıkaran batman bu ikili şizofrenin yaşamına son verip yeryüzüne çıkabilir ikinci kez ama bu kez gerçekten doğabilir. Sadece bir insan olarak. Batman in istediği budur. Ancak filmin sonunda anlarız ki insanoğlunun sınavları çok çetindir ve bir yerden sonra harvey dent bile intikamının gölgesi oluverir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nolan’ın batman inin karşısında 1980’lerde Jack Nicholson’un hayat verdiği joker vardır. Joker de tıpkı batman gibi bir iç hesaplaşma içerisindedir. Bütün gotham halkına musallat olan ruhsal bozukluklar joker de zirveye taşınır. Joker ruhsal olduğu kadar fiziksel olarak da yaralıdır. Bu yaralarını ve kötülüğünü makyajını arkasına gizler. Bu onu ilk bakışta komik bir adam durumuna düşürür. Ancak bu bir yanılsamadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makyajla yüzüne kondurduğu gülümsemesinin ardında trajik bir hikaye gizlidir. Aslıdan bir değil birden fazla çünkü joker film boyunca “Why so serious” sorusunun arkasından birkaç hikaye anlatır. Bu hikayeler bizim onun parçalanmış kişiliklerini daha iyi anlamamızı sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında birden fazla neden nedensizliği işaret eder ki filmin izleği de alttan alta bunu barındırır. Yani nedensiz kötülüğü. Peki jokerin kötülüğü neden nedensizdir. Para yahut güç değil kaostur onun istediği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Joker in hikayesi akla hemen şeytanın cennetten kovulma kıssasını hatırlatır. Joker in de tıpkı şeytan gibi tek yapmak istediği insanın içindeki hırs ve açgözlülüğü ortaya çıkarmaktır. Bunu ortaya çıkardığında kendisini de aklayabilecek ve bu suçların yükümlülüğünü yaratılış a verebilecektir. Bu onun kendisini ve varoluşunu açıklama yöntemidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ki cüzi irade de yaratılışın içindedir ve bize seçim imkanları sunar. Bazı seçimler vardır ki içinde hiç art niyet yoktur ve Allah’ın dünyayı bir tufan yerine çevirmesinden alıkoyan bu gerçektir. Kuluna verdiği cüzi irade ile sonunda kul Allah’ına yaraşır olabilir ve onun için yarattıklarına sadece “işittik ve iman ettik” diyerek teslimiyet gösterebilir. İşte joker in sorunu bu katıksız teslimiyettedir. Tıpkı şeytan gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nolan diğer batman filmlerinden iki şekilde ayrılır. Birincisi ortaya batman kadar Bruce wayne ve onun iç hesaplaşmalarını da koymasıdır. İkinci olarak o yüzeyselleşen ve dramatizasyondan uzaklaşarak sadece ve sadece kurgu haline gelen bir süper kahramanı anti-kahraman haline getirmesidir. Ki batman i diğer çizgi roman kahramanlarından ayıran en önemli özellik budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batman inanılmaz hüzünlü ve sorunlu bir kahramandır. Bir tarafı Bruce wayne adı altında şımarık, zengin ve dünyada satın alamayacağı hiçbir şey kalmadığı için tatminsiz olan bir adamdır. Diğer tarafı yani kara şovalye olan kısmi ise bir türlü doyuramadığı ve zaman zaman onu iyi taraftan kötü tarafa geçiren bir intikam arzusudur. Bu arzu yaşanamamış çocukluk yılları ve elde edemediği ebeveyn sevgisiyle beslenir. Gotham halkının iki yüzlülüğü ve pragmatist tavırlarıyla da pekişir. Ama gün gelir bir adamın içindeki bu iki kişilik onu şizofren bir anti-kahraman haline getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nolan tıpkı senaryoya kattığı bu kafası karışık kahraman ve kötü adam tiplemeleri gibi seyircisinin de kafasını karıştırmayı amaçlar. Daha fimin başına birden fazla batman ve birden fazla joker koyar. Bu kişilik bölünmeleri yüzünden bizimde kafamız karışır. Tıpkı filmin hem Michael Mann’i hatırlatan bir suç filmi, hem Martin Scorsese’yi anlatan bir sokak filmi hem de kendi özgün tarzıyla bir kahraman harvey dent ve anti kahraman kara şövalye filmi olması gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türler iç içe girer, kötü adamlar ve iyi adamlar iç içe girer ve tüm bu karmaşanın içinde joker bize bakarak why so serious der. Böylece bizde film boyunca anarşiyi ve kaosu hissederiz. Tıpkı jokerin hissettirmek istediği gibi ve kendimizi normal hissettiğimiz kadar kahraman olarak da hissedebiliriz. Çünkü batman in olağan üstü güçleri yoktur. Onun sadece parası ve işlek bir zekası vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batman ve joker birbirlerinden çok farklı gibi görünseler de aslında bir madalyonun iki yüzüdürler. Bunu joker sık sık belirtir. Birbirlerine bağlı olduklarını ve varoluşlarının birbirleriyle ilintili olduğunu anlatır. Hatta joker Batman’e der ki “sen beni tamamlıyorsun” aslında bu bir açıdan doğrudur. Çünkü ikisinin de sorunu sistemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Joker in nedensiz kötülüğünü de, batman’in doyumsuz intikam isteğini de ortaya çıkaran ve besleyen sistemdir. Terk fark batman i anti de olsa bir kahraman, jokeri ise sadist kötü adam yapan bu sistemin sonunun nasıl olacağıdır. Joker sistemin tamamen yıkılmasını ve yerine kaosun hüküm sürmesini talep eder çünkü insanların hak ettiği budur ona göre.onun sorunu yapaylıktır. İnsan eliyle oluşturulan bu sistem yapaydır, joker ise gerçeği arar ve bunu ister. Batman ise sistemin kötü taraflarının belirlenip düzeltilmesini amaçlar. Düştükleri ayrılık onları iki ayrı kutba iter.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Vildan ÖZCAN&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-6055338088248551502?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/6055338088248551502/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/kendi-pimini-ceken-bomba-anti-kahraman.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/6055338088248551502'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/6055338088248551502'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/kendi-pimini-ceken-bomba-anti-kahraman.html' title='Kendi Pimini Çeken Bomba'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Se2lhUA3rWI/AAAAAAAAAFE/Bs4J0Td_CAc/s72-c/vildan.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-4990487628881804563</id><published>2009-04-16T23:59:00.000-07:00</published><updated>2009-04-21T04:07:08.944-07:00</updated><title type='text'>Kot Kumlama İşçilerinin Büyük Dramı</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Se2ozXzG6pI/AAAAAAAAAFM/x3liwDbla28/s1600-h/kot+taÅ.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327099534764337810" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Se2ozXzG6pI/AAAAAAAAAFM/x3liwDbla28/s200/kot+ta%C5%9F.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; ODTÜ Siyaset Bilimi Topluluğu üyesi öğrenciler, 15 Nisan Çarşamba günü kot taşlama işçileri ile dayanışmak ve konuyla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla bir toplantı düzenledi. ODTÜ’de yapılan ve çok sayıda öğrenci ile akademisyenin de ilgi gösterdiği toplantıya Mazlumder Ankara Şube Başkanı Üstün Bol ile Başkan Yardımcısı Esra Duru da katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kot taşlama daha doğru bir tabirle kot kumlama işçilerinin dramının anlatıldığı 20 dakikalık “Dönüş” belgeselinin izlenmesiyle başlayan toplantıda konuşmacı olarak bulunan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Kot Taşlama İşçileri Dayanışma Komitesi üyesi Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan hazırladığı slaytlarla, kot taşlama işçilerinde görülen silikosiz hastalığı, hastalığın teşhisi, seyri ve işçilerin yasal durumlarına ilişkin bilgiler verdi.&lt;br /&gt;Kumlama yoluyla kot ağartmanın yurtdışında yasak olmasına rağmen Türkiye’de serbest olduğuna dikkat çeken Kılıçaslan, ülkemizde işgücünün ucuzluğu ve bu alanda bugüne kadar herhangi bir düzenleme olmayışı yüzünden uluslar arası firmaların bu iş için Türkiye’yi kullandıklarına vurgu yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kılıçaslan, Amerika’da 1930’lu yıllarda Şahin Yuvası denilen bir tünelin açılması sırasında çalışan 7 bin işçiden 400’ünün patlamalar sırasında maruz kaldığı toz yüzünden bu hastalığa yakalanarak öldüğünü anlattı. Kılıçaslan söz konusu görüntülere youtube’dan ulaşılabileceğini kaydetti. Büyük firmaların bu işi taşeronlar eliyle yürüttüğüne dikkat çeken Kılıçaslan, yaptıkları takibatta beşinci taşerona kadar ulaştıklarını ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de kot kumlama sırasında kullanılan ve ucuz olduğu için tercih edilen deniz kumunun zararlı madde olan silikayı yüzde 70 oranında barındırdığını ve diğer kumlara nazaran bu işte çalışanlara daha çok zarar verdiğini anlatan Kılıçaslan, kot kumlayan işçilerin astronotlara benzer, kompresörler aracılığıyla dışarıdan temiz hava giren kıyafetler kullanmaları gerektiğini söyledi. Ülkemizde ise bu tip bir kıyafet yerine, işçilerin nalburlarda satılan 3 TL’lik kâğıt maskelerle kendilerini korumaya çalıştıklarını ifade eden Kılıçaslan, işverenlerin kum ziyan olmasın diye havalandırması bile olmayan 1.5 m²’lik hücrelerde bu işi yaptırdığını anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem çalışırken hem uyurken toza maruz kalıyorlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kılıçaslan, çalıştıkları mekânları aynı zamanda uyumak, yemek yemek için de kullanan işçilerin 2-3 ay gibi kısa bir sürede bu hastalığa yakalandıklarını dile getirdi. Meslek hastalığının tanımının aynı işte en az 2 yıl çalışmayı gerektirdiğine dikkat çeken Kılıçaslan, bu işte çalışan işçilerin hastalığa bir kez yakalandıktan sonra bu kadar bile ömürleri kalmadığını ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kılıçaslan, hastaların yoğunluklarına göre Bingöl, Bitlis, Erzincan, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Sinop ve Trabzon illerinden çıktığını anlatarak, aynı aileden iki çocuğun birden ya da akrabalar içinde birkaç kişinin aynı hastalığa yakalandığı vakalar olduğunu söyledi. Bu işte çalışanların yüzde 98’inin sigortasız olduğunu, bu nedenle şikâyet mekanizmasını kullanamadıkları gibi sağlık giderlerinin karşılanmadığını, ölümlerinin ardından ailelerine herhangi bir maaş bağlanamadığını bildiren Kılıçaslan, geçtiğimiz günlerde Çalışma Bakanlığı tarafından kot kumlamanın yasaklanması ve bu yönde atılan adımlar sayesinde birtakım iyileşmelerin görülmeye başlandığını ifade etti. Kılıçaslan bu düzenlemeden sonra vefat eden iki işçinin ailelerine maaş bağlandığı bilgisini verdi. Şu anda hastalığı tespit edilen 650 işçi bulunduğunu da dile getiren Kılıçaslan, hastaların birçoğunun da “nasıl olsa öleceğim” diye düşünerek doktora bile gitmediğini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan yayınlar neticesinde işverenlerin paniğe kapılarak kot kumlama atölyelerini dağıttıklarını dile getiren Kılıçaslan, bu süreç sonucunda buralarda çalışan çok sayıda yabancı işçinin de ülkelerine döndüklerini ve hastalıklarının orada ortaya çıkması yüzünden haklarında sağlıklı bilgi edinilemediğini anlattı. Kılıçaslan, ayrıca atölyelerin Suriye, Bangladeş, Çin gibi ülkelere kaydığını ifade ederek, “merdiven altı” diye tabir edilen yasadışı kot kumlama atölyelerinin “küresel fabrikalar” olduğunu söyledi. Kot kumlama işlemini lazerle yaptıklarını ifade eden firmaların yalan beyanda bulunduğunu dile getiren Kılıçaslan, bu yöntemle günlük üretimin 500 adetle sınırlı kaldığını, ancak işçilerin kumlamayı bizzat yapmaları halinde günde 2 bin adet kumlanmış kot elde edildiğini söyledi. Kılıçaslan, üreticilerin, kendisini kumlanmamış kotların para etmediği ve bu piyasada büyük paraların döndüğünü belirterek tehdit ettiğini de sözlerine ekledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşçilerin haklarını ararken işverenlere çok sayıda suçlama yapabileceklerini dile getiren Kılıçaslan bunlardan birinin “kasten ölüme sebebiyet vermek” olduğunu söyledi. Komitenin işçilere ücretsiz hukukî yardımda bulunduğunu hatırlatan Kılıçaslan, aynı tehlikeye teflon, porselen fabrikalarında çalışan işçilerin, diş teknisyenlerinin de maruz kalabileceğine dikkat çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kılıçaslan çözüm önerisi olarak sigortasız, sendikasız işçi çalıştırılmamasını, yasaların ve yönetmeliklerin gerektiği gibi uygulanmasını gösterdi. Son yasal düzenlemenin önemli olduğuna da dikkat çeken Kılıçaslan, bu işçilerin SGK kapsamına alınması, sağlık giderlerinin karşılanması ve sosyal haklarının verilmesi gerektiğini ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra soruları cevaplandıran Kılıçaslan, hastalığın seyrinin her hastada farklılıklar gösterdiğini, örneğin askere alınırken yapılan muayenede herhangi bir bulguya rastlanmayan bir hastanın idman sırasında nefes darlığı nedeniyle hayatını kaybettiğini anlattı. Kılıçaslan, köklü çözüm için meslek hastalıkları alanında kalıcı düzenlemeler gerektiğine dikkat çekerek, sendikaların sorunun çözümünde önemli bir rol üstlenebileceğine de vurgu yaptı. Silikanın yanı sıra solventin, toksik maddelerin de işçi sağlığını tehdit ettiğini dile getiren Kılıçaslan, İstanbul’da meslek hastalıkları alanında bir oluşum başlattıkları müjdesini verdi. Kılıçaslan, kot kumlama işçilerinin yaşadığı dram nedeniyle uluslar arası birçok bağlantı kurulduğunu, bu bağlantılar neticesinde örneğin İsveç’in Türk kotlarını boykot ettiğini, konunun İngiltere’de gündeme getirildiğini, TEKSİF’in sorunun İLO’da ele alınması için çaba sarf ettiğini de sözlerine ekledi. Kılıçaslan, başka ülkelerde de böyle atölyeler ve dolayısıyla hasta işçiler bulunmasına rağmen konunun yalnızca Türkiye’de gündeme gelmesinin de sorunun başka bir boyutu olduğunu vurguladı. Toplantı sonrasında hasta işçiler yararına rozet ve cd satışı yapıldı. Toplanan para Kot Taşlama İşçileri Dayanışma Komitesine iletilmek üzere öğrenciler tarafından Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan’a teslim edildi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Silikozis nedir?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Silikozis hastalığı, kot kumlama sırasında kullanılan kumun solunum yoluyla akciğerlere, lenflere ulaşması, bağışıklık sisteminin bu yabancı maddeyi yok edebilmek amacıyla etrafını sarması ve ciğerlerde bu şekilde kitlelerin oluşup ciğeri işlevsiz kılmasıyla ortaya çıkıyor. Hastalığın akciğer nakli dışında bir tedavisi bulunmuyor. Ülkemizde akciğer nakli henüz çok yaygın değil ve oldukça pahalı bir yöntem. Genellikle dar gelirli ailelerin, oldukça genç yaşta çocuklarının (ortalama 20-25 yaş) yakalandığı bu hastalık, onları sevdiklerinin gözleri önünde hızla ölüme sürüklüyor. Bu hastalığa yakalanan kişilerde ileri derecede nefes darlığı, terleme, yorgunluk, iştahsızlık görülüyor. İleri aşamalarda hasta yataktan kalkamıyor. Hastalığa yakalanan işçilerin hastalığın ortaya çıkışından sonraki günlerini en acısız şekilde yaşayabilmeleri için de yine oldukça pahalı birtakım ilaçlar ve sağlık araçları gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Ankara Şube Başkan Yardımcısı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Esra DURU&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-4990487628881804563?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/4990487628881804563/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/kot-kumlama-iscilerinin-buyuk-dram.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/4990487628881804563'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/4990487628881804563'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/kot-kumlama-iscilerinin-buyuk-dram.html' title='Kot Kumlama İşçilerinin Büyük Dramı'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Se2ozXzG6pI/AAAAAAAAAFM/x3liwDbla28/s72-c/kot+ta%C5%9F.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-2233196707544510137</id><published>2009-04-13T04:35:00.000-07:00</published><updated>2009-04-13T04:38:40.169-07:00</updated><title type='text'>“Sivil Anayasa Nasıl Yapılır?”</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;09.04.2009&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genç Siviller İle Parlamenterler Derneği’nin ortak düzenledikleri “Sivil Anayasa Nasıl Yapılır” Paneli 09.04.2009 tarihinde TBMM’de yapılacakken Meclis Başkanı Köksal TOPTAN’ın vazgeçmesi üzerine Meclis yakınlarındaki Midas Otel’de gerçekleşti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sivil Anayasa Nasıl Yapılır?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzün en orijinal, en katılımcı ve demokratik anayasası Güney Afrika’da yazılmıştır. Ayrımcı Apartheid rejimi sona erdikten sonra Güney Afrika Cumhuriyetinin yeni anayasası 1996’da onaylanıp Şubat 1997’de yürürlüğe girdi. Ayrımcılığın en üst düzeyde olduğu, etnik gruplar arasında gerilimlerin sıkça yaşandığı, sosyal eşitsizliklerin ve kutuplaşmaların derin olduğu Güney Afrika gibi bir ülkede sivil anayasa deneyimi başarılı olmuştur. Bunun sebebi düşük eğitim seviyesi ve kültürel farklar yüzünden birbirinden çok farklı öncelik ve özlemleri olan bir toplumun insan haklarına saygılı, demokratik ve bir o kadar da etkili bir metnin etrafında birleştirilmesidir. Bu tecrübe anayasaları çoğunlukla askerî darbeler sonrasında ve darbecilerin etkisiyle kaleme alınan, yıllar sonra ilk defa bu tip etkilerden uzak sivil bir anayasa isteyen Türkiye için çok değerlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burhan KUZU (Anayasa Komisyonu Başkanı):&lt;br /&gt;Türkiye’de bu sorun anayasayla ilgili sorunlar maalesef 00 yıldır var. Şu an global sorunları tartışmamız gerekirken biz hala aAnayasayı tartışıyoruz. Vatandaşlarımız Anayasa kavramını bilmiyor. 1960’tan sonra 1961 A,Anayasası için “lüks anayasa”, “dar anayasa” denildi. 80’de bu tartışmalar yeniden gündeme geldi. İtirazlar başladı, herkes kısıtlandı. Neden yol alınmıyor? Çünkü anayasayı siviller yaparsa sivil olur sanıyoruz. Zihniyetin sivil olabilmesi için önce kafaların sivil olması lazım, bu durum kıyafet ya da rütbeden kaynaklanmıyor. Darbeye hepimiz karşıyız ama kişiler anayasayı kendine göre yorumluyor. 61 Anayasasına “bak iyi oldu” diyen kesimler oldu. İdam edilenlerin hak ettiğini düşünenler. 1982’de yine aynısı yaşandı. Bu kez farklı kesimlerden aynı tarz tepkiler alındı. Bizim önce bunu aşmamız lazım. Tekrar dile getiriyorum. Kıyafetlerin değil, kafaların sivil olması lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni ve sivil anayasa iki koşulda yapılabilir:&lt;br /&gt;1)     Olağanüstü hal olmamalı,&lt;br /&gt;2)     Konsensüs olmalı (oy birliği değil, çoğunluğun bir araya gelmesiyle).&lt;br /&gt;Bu iki koşul da sağlanamadı maalesef. Doğru olan sıfırdan bir anayasa yapılması. Şu an anayasanın dili çok kötü. Çelişkilerle dolu. En azından dil düzeltilmelidir. Bu değişikliklerle mümkün olabilir mi? Ben bunu savundum, hiç olmazsa bunu yapalım. Bunda bile çok zorlandık iktidar partisi olarak. Bazı çevrelerce “Ak Parti başörtüsünü serbest bırakıyor, değişmez maddeler değiştirildi” denildi. ”Yeni anayasa kapalı kapılar arddında yapılıyor” denildi. Anayasa değişikliği yapılıyor diye darbe çağrısı mı yapılmalı ya da darbe mi yapılmalı? Bizim yaptığımız Adeğişiklikler bile büyük tepki oluşturdu. Yeni anayasa yapılması imkânsız hale geldi. En azından yeni anayasa hazırlansa referanduma gidilse halk belirlese… Fakat sonuçta yine Anayasa Mahkemesi tarafından denetleniyoruz. Beklenen nedir? Demokrat, sosyal, laik, hukuk devleti. Değişmez maddeler dikkate alınırsa, tüm anayasa maddeleri bu dört unsuru içinde barındırıyor. O zaman böyle bir anayasayı nasıl tamamen değiştirebiliriz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güney Afrika Cumhuriyeti Bayındırlık Bakanı Geoff DOİDGE: &lt;br /&gt;“Biz Nasıl Sivil Anayasa Yaptık?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle bu çalışma için “Genç Siviller”e teşekkür ederim. Biz 1994’te bağımsızlığımızı kazandık. Demokrasi her yurttaşın sorumluluğudur. Sağlam bir toplum, demokratik, insan haklarını savunmayı bilen bireylerden oluşur. Sınıf ve ırk bizde hala belirleyici güç. Masum insanların hakları yeniyordu. Demokratik güçlerimiz saldırı altında. “İnsan Haksızlıkları”na tahammül edemeyen bir toplum buna dur demelidir. Anayasamız 1996’da kabul edildi ve bu bizim için tarihî bir noktadır. Biz Güney Afrika olarak özgürlük, eşitlik istiyoruz. Güney Afrika Cumhuriyetinin anayasasının en ilerici anayasa olmasını sağladık. 94’te ekonomimiz kötüydü. Bunlar bizim tavizlerimizle olmadı. Biz içimizdeki iyilik potansiyelini kabul ediyoruz. Anayasamızın kabulü Mandela’nın (Güney Afrika'nın seçimle iktidara gelen ilk devlet başkanıdır) serbest bırakılmasından sonra gerçekleşti. Bütün taraflar ortak amaç olan barış için uğraştı. Sürgün edilenler geri çağırıldı. İlk aşama kutsal ve bağlayıcı ilkeler oluşturmaktı. İkinci aşama seçimlerden sonra başlayacak, anayasa taslağı hazırlanacaktı. Bu çalışmalara 1994’te başlandı ve 97’de anayasamız ortaya çıktı. Sömürgeciliğin sonundan Apartheid rejimine kadar siyasi özgürlük bizden uzaktı. Bağımsızlık 1900’de kazanıldı. 1910’da ilk Güney Afrika Anayasası kabul edildi. Ancak siyasi sesimiz, hareket özgürlüğümüz yoktu. 1912’de Afrika Ulusal Kongresi kuruldu. Amacı renge dayalı ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve siyahlara parlamentoda temsil ve oy hakkının verilmesi idi. Buna rağmen hükümet siyahların özgürlüklerini ve haklarını sınırlayan yasaları parlamentodan geçirmeyi sürdürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1963’te beyaz rejim yeni anayasa getirdi ve ayrı parlamentolar kuruldu. Siyahların hakları ellerinden alındı. “Siyahlar hangi okulda okuyacak, nerede oturacak, hangi dilde eğitim görecek?” gibi konularda birçok kısıtlama getirildi. 1976’da dersler boykot edildi. Eğitimin ana dil olan Afrikaca olması istendi. Apartheid ideolojisinde “herkes eşit değil, beyaz üstün” deniliyordu. Oysa ulusal kişiliğin belirtisidir anayasa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar sonra çok çaba ve destekle oluşturuldu anayasamız. Yoğun baskıların ardından büyük mücadelelerle ortaya çıktı. Uzlaşmazlığın en önemli sebebi yeni anayasa sürecine katılanlara uygulanan şiddetti. Bu süreçte iki partiden 40 üye öldürüldü, katliamlar yaşandı. İktidar çalışmaları sürdüremeyecek hale geldi. Herkesin istekleri yerine getirilemez tabiî ki. Her kesim bazı tavizler vermeli, kendinden ortak bir şeylerin çıkması için. Anayasanın kabulünde başkan Mandela halkın katılımını sağladı. Yüz yüze etkileşime girdi. Sivil toplum işin içine sokuldu. Herkese kulak verildi. Yolda durdurulup sıradan bir vatandaşa beklentileri soruldu ve inanın hepsi değerlendirildi. İki milyondan fazla beyan alındı. Dili tazelendi. Belgenin yaşayan bir doküman olması sağlandı. Anayasaya halk sahiplendi. Abartmıyorum, hem sahiplenme hem de aidiyet duygusu. Barış ve eşitlik içinde yaşamak için, herkese daha iyi bir hayat sunmak için tüm ülke sürece dâhil edildi. Anayasa yapılırken tavizler verilmesi gerekiyordu. Uzlaşma komisyonu kuruldu. İnsan hakları ihlalleri ile ilgili, ulusun geçmişine dair araştırmalar yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anayasa, bizim anayasamız, ayrımcılığa karşı ilk anayasadır. Üzerinde uzlaşılmış bir anayasadır. Bütün görüşmeler iyi niyetle yapıldı. Anayasayı yapanlarla iletişim, süreç kadar sonuç da önemli. Çok genç bir anayasamız var. Hala güçler çok önemli, kontrol altında tutulmasında sorunlar yaşıyoruz. Demokrasimiz çok hassas. Ama halk ve hükümet arasında iletişim gerekli. Anayasamız acılardan ortaya çıktı. Güney Afrika olarak kimliğimizi tamamlıyor. Liderimiz “Mandela” çok önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru: Türkiye ile benzeşen sorunlarınız nelerdi, bize ne önerirsiniz?&lt;br /&gt;Türkiye’deki sorunları çok iyi bilmiyorum ama biz kimsenin baskı altında kalmasına izin vermedik. Bütün insanlar eşittir. Biz bu ilkeye dayandık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru: Medya süreci destekledi mi?&lt;br /&gt;Medya çok hayatî bir rol oynadı. Bir taraf diğer tarafın haklarından mutsuzdu. Medya ile hükümet arasında olan biten her şey tartışıldı. Medya hükümetin de içindeydi, halkın evinin de. Tartışma imkânı sağladı. Oynadıkları rol bizim lehimizeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Levent Köker (Gazi Üniversitesi): Türkiye’de sivil ve demokratik anayasaya acilen ihtiyaç olduğunu biliyorum ve düşünüyorum. Fakat biz ne istiyoruz? Mevcut anayasada değişiklik mi yoksa mevcut anayasanın yerine geçecek yeni bir anayasa mı? Bunu parlamento yapabilir. Kurucu iktidar halka aitti ve dolaylı olarak parlamentoya aitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Erdoğan (Hacettepe Üniversitesi): Anayasa yapılmadan önce seçime gidilir. Partiler anayasa yapımı için kampanyalar yapmalıdır. Hukukun araçlarını kullanmadan önce kamu alanında tartışmaları başlatan, ilgilileri buluşturan bir konsensüse ihtiyaç vardır. Bu süreçlerde Anayasa Mahkemesinin sorun çıkarma ihtimali vardır. Bundan dolayı halkın oyuna ihtiyaç vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Av. Aydın Erdoğan (Ankara Barosu): Biz neden anayasaya ihtiyaç duyuyoruz? Siyasetçilerimizin çoğu suçu cuntacılara atarak kurtulmaya çalışıyor. Hâlbuki bunların bugünden sorumlu tutulması lazım. Tartışmaların her türlü ceza yasasından muaf tutulacağı bir tartışma yasası gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cahit Özkan (Hukukçular Derneği): Bugüne kadar hep hukukçular anayasa yapmaya çalıştı. Sivil anayasa STK’larla daha iyi yapılır. Bu konuda sivil toplum kuruluşlarına ciddi görevler düşüyor. Tüm toplumsal güçlerin anayasaya katılımı sağlanmalı. Destek çalışmaları sürdürülmelidir. Muhalefet sürece katılmalı sürece katılmayanlar, STK’lar tarafından afişe edilmelidir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Emine Doğan&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-2233196707544510137?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/2233196707544510137/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/sivil-anayasa-nasl-yaplr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/2233196707544510137'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/2233196707544510137'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/sivil-anayasa-nasl-yaplr.html' title='“Sivil Anayasa Nasıl Yapılır?”'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-9096609279343588265</id><published>2009-04-13T04:22:00.000-07:00</published><updated>2009-04-13T05:30:48.132-07:00</updated><title type='text'>İlk Film Gösterimimiz Gerçekleşti.</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SeMioqwW4PI/AAAAAAAAAEk/xu8G7AM9e1U/s1600-h/UTANÃ‡1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5324137266549285106" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SeMioqwW4PI/AAAAAAAAAEk/xu8G7AM9e1U/s320/UTAN%C3%871.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir adam ağacın altında uyuyormuş. Kafasına ceviz düşmüş. Adam da demiş ki ‘Neyse ki balkabağı değildi, yoksa ölürdüm.’ Bu hikaye sizi güldürmemiş olabilir. Ama Baktay adlı küçük bir kızı ilk duyduğunda güldürdü ve az sonra izleyeceğiniz filmde tekrar tekrar dinlediği bu hikayenin peşinden giden Baktay bu hikayeyi okuyabilecek kadar okuma öğrenmek için okul aramaya başlar. Sırf bu hikaye için evini terk eder, kardeşini evde yalnız bırakır. Utanç ünlü yönetmen ailesi Makhbalbafların küçük kızları Hana’nın ilk uzun metrajlı filmi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin orijinal adı : Buddha Collapsed Out of Shame-Buda Utancından Yıkıldı. Filmi adını veren baba Muhsin, “Bir heykel bile bütün bu şiddetten, insafsızlıktan ve bunların getirdiği çöküşten utanırdı.” diyor. Film, Afganistan’da Taliban dinamitlemeden önce (2001) yüzyıllardır dağın yamacında, kayaların içinde duran Buda heykellerinin olduğu yerde geçiyor. Filmdeki insanlar da o mağaraların kovuğunda yaşayanlar. Yeni gerçekçi üsluptaki, amatör oyuncuların kullanıldığı film Bamyan’da geçiyor ve altı yaşındaki Baktay’ı takip ediyor. Baktay’ın tek isteği okula gitmektir; ancak bu yolda, yoksulluk ve savaş oyunları oynayan oğlanlar gibi çok güçlü engelleri aşması gerekecektir. Burada oyun kavramına dikkat etmenizi istiyorum. Film Afganistan’da geçiyor ve Afgan halkının Taliban ve Amerika karşısındaki çaresizliğini anlatıyor ancak biz bugün filmi, daha genel anlamda Amerika ve İsrail’in Ortadoğu topraklarında oynadığı oyun açısından değerlendireceğiz. &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SeMiH7uRn6I/AAAAAAAAAEc/8GPEAOzWilc/s1600-h/UTANÃ‡22.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SeMhBK_fn9I/AAAAAAAAAEE/ry-ete4szbY/s1600-h/UTANÃ‡22.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film Buda heykelinin yıkılmasıyla açılır. Baktay’ın annesi dereden su almaya gider. Kendisi de çok küçüktür ama kardeşine bakmak zorundadır. Bu arada komşu oğlu Abbas ders çalışmaktadır, ama annesi dışarı çıkmaması için ayağını bağlar. Dışarı çıkmak ister çünkü okuyabilmesi için ışık lazımdır. Burada &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SeMhVCTYzTI/AAAAAAAAAEU/RKY-zboLhu4/s1600-h/UTANÃ‡22.jpg"&gt;&lt;/a&gt;ayağa bağlanan ipi aslında Afgan halkının sıkışmışlığı olarak yorumlayabiliriz. Dışarıdan korunmak için içeriye bağlanmışlardır ama iplerinden kurtulup dışarıya çıktıklarında Baktay gibi aydınlığı ararken Amerika’nın oyunlarına maruz kalmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktay gördüğünüz gibi okula gidemeyen bir kız çocuğudur. Neden okula gidemediğini herhalde okulun uzaklığını görünce anlamışsınızdır. Aslında burada sadece doğu toplumlarında kızların okuma mücadelesine değil, hayatta kalma mücadelesine de şahit oluyoruz. Belki batılılar bu filme bu kadar ödül verirken, vah vah doğuda böyle işte kızlar okutulmuyor, ama bu kız cesaretiyle okula ulaşmayı başarıyor gibi bir anlam çıkarabilir. Ama olaya tarafsız gözle bakıldığında beklide annesi çocuğun hayatını kaybetmesindense okula gitmemesini tercih ediyor. Halbuki, okuyan başka kızlar var. Yani burada tamamen kızların okula gönderilmediğinden kimse bahsedemez. Sadece Afganistan için değil, bu savaşın kol gezdiği tüm topraklar için geçerli. Irak’ta anne olsanız her gün intihar saldırısının, patlamaların olduğu bir ortamda çocuğunuzun hayatta kalmasını mı yoksa okula gitmesini mi tercih edersiniz? Bu zor bir soru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktay’ın Abbas’a o çok hoşuna giden ceviz hikayesini defalarca anlattığında okula gitme isteği depreşir. Defter ve kalemi yoktur, annesinden para istemek için yola çıkar ve Abbas’ın annesi gibi o da kardeşini iple bağlayarak yola koyulur. Annesini bulamaz, defter kalemin fiyatını öğrenir. Önce yumurta satmaya çalışır, yumurtalarından ikisi kırılır. Yumurtaları fırına satar, ekmek alıp onunla parasını kazanır. Ancak sadece deftere yeter parası. Aslında okula gitmesinin zor olduğunu şurada anlıyoruz. Evin yakınındaki pazara bile giderken çok korkar, dağın yüksekliğinden, yoldaki köpekten vs. Bulundukları ortam zordur küçük bir kız için. Burada ortam için de mutlaka eleştirilebilecek yanlar var gibi görünmektedir. Mağarada yaşamalarından dolayı acıyabilirler……&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defter ve kalem arasından defteri seçer. Annesinin rujunu kalem olarak alıp Abbas’la yola koyulur. Ama onu erkek okuluna almazlar. Kız okulunu aramaya başlar. Yolda uçan helikopteri sopalarla vurmaya çalışan çocuklarla karşılaşır. Taliban olduklarını söyleyip defterin yapraklarından uçak yaparlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin bu kısmı, yani yarıdan fazlası buda heykellerinin enkazının olduğu bu bölgede geçer. Çocuklar budayı kendilerinin yok ettiklerini ve kızın yanında ruj olduğu için putperest olduğunu söyleyerek ona mezar kazarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona bir daire çizip dışarı çıkmamasını söylerler. Kız kaçmaz, ama dairenin dışına çıkar, bir tane daha çizerler, bir tane daha ve sonunda kız o dairelerin içinde sek sek oynar. Bu da çok insani bir tavırdır. Arka arkaya çizilmiş daire bizde kare gören herkes orada sek sek oynamak isteyebilir refleks olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar onu mezara koyup taşlayacaklardır. Sonra başına kese kağıdı geçirip pusuda beklemeye başlarlar. Oraya gelen Abbas’ı tuzağa düşürürler. Amerikan casusu olduğu gerekçesiyle. Abbas onlardan kaçarken büyüyünce hepiniz öldüreceğim, der. Abbas, tuzağa düşmüştür, çamur içinde kalmıştır, çaresizdir tek hayali büyüyüp kendisini tuzağa düşürenlerden intikam almaktır. Ortadoğu’da yaşayan tüm çocuklar bu duyguyla büyümüyor mu? Şimdi çaresizim ama bir gün büyüyeceğim. Çünkü hiçbir çocuk yaşadıklarını unutmaz ne Amerika’nın tetiklediği iç savaşı ne de bizzat yaptıklarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önlerine düşen uçurtmanın yanışını seyrederler. Baktay’ı mağaraya götürdüklerinde orada esir diğer kızları da görür. Çocuklardan kimisi Amerikalı, kimisi Talibandır. Sopaları, silah olarak tutarak birbirlerini öldürürler. Bu arada yolda buldukları kızları, basit nedenlerle mağarada esir tutarlar. Bu sahnede çok açık şekilde W. Bush dönemi Amerikasının unutulmaz, başa çuval geçirme hadiselerine atıfta bulunuyor yönetmen kese kağıtlarıyla. Buradaki ruj, meselesine daha sonra geleceğiz. Çocukların esir alınma nedenleri size komik ve saçma gelmiş olabilir. Oryantalist bir göz bu sahneden Taliban’ın ne kadar yobaz ve bağnaz olduğunu, kadınları nasıl bir bakış açısıyla esir ettiğini çıkarır. Ama biz bu saçmalığı yine 11 Eylül sonrası Batıda oluşan Müslüman korkusundan hatırlıyoruz. Her müslümanı potansiyel terörist gören, havaalanlarında sırf adı Muhammed diye, başörtülü, teni esmer, gözleri fazla kara diye insanlar günlerce havaalanlarında bekletildi, Irak’ta yolun ortasında askerler sırf eğlence olsun diye insanları durdurup insanlık dışı hareketlerle arayıp, onurlarını ayaklar altına almadı mı? Nedensiz saçma bir şekilde…. Hatta İranlı birkaç yönetmen&lt;br /&gt;Bile festivale davetli olup hatta ödül almaya giderken havaalanlarında bekletildi. Komik ve saçma tıpkı kimsenin geçmediği yolda bekleyen trafik polisinin Baktay’ı yeşil ışıkta geçmesi için beklettiği gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktay okulun yolunu güneşi takip ederek bulur. Burada da yine filmin başında Abbas’ın ders çalışmak için güneşe doğru gitmeye çalışmasını hatırlayarak güneşin okuma ve aydınlanma sembolü olarak kullanıldığını söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet kızlar sınıfına geldiğinde kimse onu yanına almak istemez. Öğretmen yüzü tahtaya dönük olduğu için onu fark etmemiştir. Bu sahneleri yorumlamadan önce filmin belki de oyunculuk açısından kötü olan bölümü diyebiliriz. Burada çocuk oyuncu zaten oyuncu değil sadece bir çocuk olduğu için artık filmde oynamaktan sıkılmış mıdır bilinmez kameranın arkasından birilerine bakıyor, zorla oynuyor gibi. Burada oyunculuğun ya da yönetimin dağıldığını söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Baktay’ın buradaki halinin çok hüzün verici olduğunu da söyleyebiliriz. Kimsenin yanına sığamaz, fazlalıktır. Zaten öğretilenlerden de bir şey anlamaz. Yarıdan başlamak, yabancılık, onun çaresizliğine katık olur. Yeni öğrenci olmak zaten yeterince kötü bir duyguyken buna zaten ait olmadığını bir okulda yeni olmak eklenince daha kötü olur. Defterin kağıtları burada da yırtılmaya devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızların ruj sürmesi konusuna gelirsek. Ruj burada modernizmi temsil ediyor. Oğlanların savaş oyunu oynaması gibi kızlar da bir anlamda moderncilik oynuyor. Çok komik görünüyorlar bir anlamda maskaraya dönüyorlar. Bunu da doğu toplumlarına empoze edilen modern kültürün bazı hallerde ne kadar iğreti durduğunu göstergesi olarak sayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmenin kovmasıyla Baktay o çok öğrenmek istediği hikayeyi boş deftere bakarak ezberden okur. Amacı o hikayeyi okuyabilecek kadar okuma öğrenmektir. Amacına ulaşmış olduğunu hissetmek için öğrenmiş gibi yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisini aramaya gelmiş olan Abbas’la eve giderken haydut çocuklar bu sefer Amerikalı olarak Baktay ve Abbas’ı esir alırlar. Terörist olarak gördükleri için ölmesini söylerler. Abbas yatar, ama Baktay kaçar. Ölmekte direnir. Abbas ölürse bırakacaklarını söyler. Burada harman yapan köylülerin yanına gier. Başlarında kese kağıdı vardır. Baktaya yardım etmezler. Burada köylüyeri Amerika ve israilin etkisi altında olan Müslüman halklar olarak görebiliriz. Tıpkı Mısır gibi, Arabistan gibi onlar da yanları başındaki Filistin’i Irak’ı görmezden gelmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peşini bırakmazlar. Baktay bağırır: “Artık oynamak istemiyorum. Bırakın beni!” Ama nafile, onu dinlemezler ve aralarında Amerika’nın Ortadoğu topraklarında oynadığı savaş oyununu en iyi özetleyen replikler sarfedilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktay: Savaş oyunu oynamayı sevmedim.&lt;br /&gt;Haydut çocuklar: Sen teröristsin. Ölmeden eve dönemezsin.&lt;br /&gt;Haydut çocuklar: Öl hadi.&lt;br /&gt;Baktay: Savaş oyununu sevmiyorum.&lt;br /&gt;Haydut çocuklar: Sen teröristsin. Ölmeden eve&lt;br /&gt;dönemezsin. Öl hadi.&lt;br /&gt;Abbas: Baktay, öl! Ancak ölürsen özgür olabilirsin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Baktay öl! Ölürsen özgür olabilirsin!” Daha fazla direnemeyen Baktay, çaresiz, toprağa yığılır. Irak’ta Filistin’de Afganistan’da hayatını kaybeden binlerce insan çaresiz toprağa yıkılır. Ancak öyle özgür olabileceklerdir. Zaten şansları da olmamıştır evlerine düşen bombadan kaçmanın. Ama biz Amerika’nın, İsrail’in bu savaş oyunundan çok sıkıldık ve artık oynamak istemiyoruz!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hana Makhmalbaf, şiir gibi bu filmiyle, yeni kuşak sinemacıların dünyanın daha yaşanır bir yer haline gelmesine ilişkin umutlarımıza bir kez daha su serpti. Yeni filmlerini heyecanla bekleyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Zeynep Zelan &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Kanal A Sinema Yorumcusu &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5324137469604496402" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SeMi0fMfhBI/AAAAAAAAAEs/89GZV2EKQOs/s320/UTAN%C3%8722.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-9096609279343588265?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/9096609279343588265/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/bir-adam-agacn-altnda-uyuyormus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/9096609279343588265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/9096609279343588265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/bir-adam-agacn-altnda-uyuyormus.html' title='İlk Film Gösterimimiz Gerçekleşti.'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SeMioqwW4PI/AAAAAAAAAEk/xu8G7AM9e1U/s72-c/UTAN%C3%871.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-7160526005752893082</id><published>2009-04-09T10:46:00.000-07:00</published><updated>2009-04-09T10:50:00.406-07:00</updated><title type='text'>Sivil ve Özgürlükçü Bir Anayasa İstiyoruz!</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sd405gWcRUI/AAAAAAAAAD0/F-88mH2kzpk/s1600-h/09+Nisan+Sivil+Anayasa+11.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322749972139754818" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sd405gWcRUI/AAAAAAAAAD0/F-88mH2kzpk/s320/09+Nisan+Sivil+Anayasa+11.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; 29 Mart yerel seçimleri yurttaşların taleplerini ortaya koyması açısından önemli veriler sunmaktadır. Seçmen son üç seçimde sınırsız destek sunduğu AK partiden artık sivil ve demokratik bir anayasa beklemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AK parti seçmenin değişim ve özgürleşme taleplerine karşılık verdiği için 2002 yılında iktidar olmuştu. Bu tarihten 29 Mart seçimlerine gelinceye kadar AK partinin yavaş yavaş değişim ve özgürleşme taleplerinden uzaklaştığı gözlenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkedeki demokratik muhalefet boşluğu mazeret olarak öne sürülse de sorun sadece muhalefet boşluğu değil, Ak partinin statükonun saflarına yaklaşmasıyla da ilgilidir. Gelinen noktada alınan yüksek oy oranı, muhalefet boşluğu ve sistemle hemhal olma eğilimi AK partiyi rehavete sürüklemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AK partinin oylarındaki göreceli azalma seçmenin sivilleşme ve demokratikleşme taleplerinin siyasal iktidarda karşılık bulamamasının tezahürüdür. Ve uyarı niteliğindeki bu sonuç, özgürlükçü bir anayasal düzen talebini işaret etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisi hakkında gazete kupürlerinden yola çıkılarak kapatma davası açılmış bir partinin anayasa değişikliği talebinde bulunmaması kabul edilemez. Üstelik kendi partisinin kapatılmaması için çaba sarf eden bir partinin başka partilerin kapatılmasına seyirci kalması da düşünülemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İfade hürriyetinin önündeki engeller kaldırılmadan, bizim gibi düşünmeyenlerin de fikirlerini özgürce ifade edebilmeleri sağlanmadan hiçbirimiz özgür değiliz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni sivil ve özgürlükçü bir anayasa istiyoruz!&lt;br /&gt;1980 Darbe anayasasını tarihin çöplüğüne atmak, yepyeni ve tertemiz bir sayfa açmak istiyoruz. Darbecilerden başka savunucusu kalmayan ve onlardan başkasını mutlu etmeyen bu anayasanın ve ülkemizin gündeminden de darbe kelimesinin kalkmasını istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hak ve özgürlükleri “ama” maskesinin ardına saklanarak kısıtlamayan bir anayasa, özgürlük ve adalet kavramlarını bir söz olmaktan çıkarıp bir ilke haline getiren bir yasal düzenleme bekliyoruz.&lt;br /&gt;Temel hak ve özgürlükleri tanımlanmamış alanlar üzerinden yasaklayan ilkel bakış açısına karşı insanların dinsel, etnik, kültürel haklarının önünün açılmasını istiyoruz.&lt;br /&gt;Darbecilerin yargılanması, darbecilerin yargılanmasının önündeki engellerin kaldırılması ve anayasa değişikliği yapılabilmesi için son darbecinin ölümünün beklenmemesini istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivil anayasa hazırlanması için Avrupa Birliğinin yönlendirmesine veya talimatına ihtiyacımız olmadığının hatırlanmasını ve son dönemde yakalanan dış politikadaki ilkeli duruşun yansımalarının anayasal düzenlemedeki dik duruşla pekiştirilmesini istiyoruz.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Bütün yurttaşlarına eşit mesafede ve adalet ekseninde yaklaşan, yargıçların adaletinden şüphe edildiği zamanlarda muğlak ifade ve yorumlarla haksızlıklara zemin hazırlamayan bir anayasa,  adaletinden şüphe edilmeyen bir anayasa istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; 09.04.2009&lt;br /&gt;Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu Adına&lt;br /&gt;Üstün BOL&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;Mazlumder Ankara Şube Başkanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-7160526005752893082?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/7160526005752893082/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/sivil-ve-ozgurlukcu-bir-anayasa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/7160526005752893082'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/7160526005752893082'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/sivil-ve-ozgurlukcu-bir-anayasa.html' title='Sivil ve Özgürlükçü Bir Anayasa İstiyoruz!'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sd405gWcRUI/AAAAAAAAAD0/F-88mH2kzpk/s72-c/09+Nisan+Sivil+Anayasa+11.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-256451201514980615</id><published>2009-04-07T07:26:00.000-07:00</published><updated>2009-04-07T10:46:40.002-07:00</updated><title type='text'>Ünsal'ın Darfur Sunumu</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SduRDG6Gi0I/AAAAAAAAADs/VsphkPIFGWU/s1600-h/Dc777.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322006867248319298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SduRDG6Gi0I/AAAAAAAAADs/VsphkPIFGWU/s320/Dc777.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SduQJo6lyMI/AAAAAAAAADk/_B1lNkKzeSc/s1600-h/Dc777.jpg"&gt;&lt;/a&gt;A. Faruk Ünsal, Mazlumder Ankara Şube yöneticilerine, Mazlumder Genel Merkezinde 4 Nisan Cumartesi günü, Darfur Sorunu ve Sudan’ın UCM’de yargılanmasına ilişkin süreç hakkında bilgi verdi. Ünsal sürecin anlaşılması için “UCM nedir ve nasıl çalışır?”, “Afrika’da ulus devletlerin macerası” ve “Kyoto Sözleşmesi”ne dair bazı noktaların bilinmesi gerektiğine işaret ederek sunumunu bu üç temel noktaya dayandırdı. Ünsal’ın aktardığı bilgiler şöyle:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;strong&gt;Darfur sorununun nedenleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;“UCM 2002 Temmuzunda kuruldu. Dolayısıyla kararları ve yetkisi bu tarihten geriye yürümüyor. Savaş suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar, soykırım suçlarını kovuşturuyor. UCM’den önce de uluslar arası yargılama örnekleri bulunuyor. İkinci Dünya Savaşında yenenlerin yenilenleri yargıladıkları Tokyo, Nürnberg, Ruanda Mahkemeleri buna örnek teşkil ediyor. Şu ana kadar UCM’nin sözleşmesine 108 devlet taraf oldu ve mahkemenin yargılama yetkisi yalnızca taraf olan devletleri kapsıyor. Rusya, Çin ve ABD sözleşmeyi onaylamadıkları için bu ülkeler yargılanamıyor. ABD, UCM sözleşmesini imzalamamış olmasına mazeret olarak, ülkenin 50 eyaletten oluşmasını ve her bir eyaletin UCM sözleşmesini kendi iç işleyişi içinde değerlendirip onaylatmasının pratik açısından “imkânsızlığını” gösteriyor. UCM sözleşmeye taraf olan ülkelerin sınırları içerisinde taraf olmayan ülkelerin vatandaşları suç işlediklerinde bu ülkeler hakkında yargılama yapabiliyor. ABD bu durumu by-pass edebilmek amacıyla (50 eyaletten UCM sözleşmesinin onayını alamıyor teknik nedenlerden dolayı ama) 108 ülke ile tek tek anlaşma yapıyor. Bu anlaşmalar doğrultusunda ABD’nin hiçbir vatandaşı 108 ülkenin sınırları içinde suç işlediklerinde UCM’ye teslim edilemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sudan sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yer almadığı halde UCM Sudan’ı nasıl yargılayabiliyor? Bu da UCM’nin kuruluşunda yer alan başka bir mekanizmaya dayanıyor. Bu mekanizma ise BM Güvenlik Konseyinin UCM’ye üye olmayan bir ülkeyi gerekli gördüğü hallerde mahkemeye sevk etme hakkı. Yani Sudan’ın yargılanması Güvenlik Konseyinin müracaatı vasıtasıyla oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;strong&gt;Kyoto&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;sözleşmesinin konuyla bağlantısına gelince;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kyoto sözleşmesi, dünyada sanayileşen ülkelerin atmosferde sera etkisini dolayısıyla küresel ısınmayı ortaya çıkaran karbon türevi gazların atmosfere salınımını kontrol etmelerini sağlamaya dayanıyor. Sözleşmeye taraf olan ülkeler bu gazın salınımıyla ilgili tedbirler almaya mecbur bırakılıyor. ABD bu sözleşmeyi de onaylamıyor. Dolayısıyla kontrol mekanizmalarından kaynaklanan maliyetler ürünlerin fiyatlarına yansımadığı için ABD haksız rekabet yoluyla haksız kazanç elde ediyor. Ayrıca küresel ısınma Afrika’nın kuzeyindeki çölleşmeyi daha sulak ve ormanlık alanların bulunabildiği güneye doğru hızla genişletiyor. Bu da kuzeydeki sulak alanlarda hayatını sürdürmeye çalışan insanların ister istemez güneye doğru inmelerini beraberinde getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada Afrika’daki ulus devletlerin macerasına da bakmak gerekiyor. Ulus devletlerin sınırları kuzeyde nispeten doğal sınırlar gözetilerek oluşturulmuş. Bölgedeki dağlar, nehirler dikkate alındığında bu tip sınırlar insanları toplumsal olarak da farklı kılabiliyor. Ancak Afrika’nın sınırları çizilirken doğal sınırlar dikkate alınmıyor. Sınırlar cetvelle çizilmiş gibi ayrılıyor. Afrika’da ulus devletlerin oluşturulması ülkeleri büyük, devletleri fakir ve sınırları gayri tabii kılıyor. İnsanlar etnik olarak da birbirlerinden farklı değiller. Bu durum aynı kabileye mensup insanları iki farklı ülkenin sınırlarıyla ayırabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bölgede Atlas Okyanusundan Kızıldeniz’e kadar olan sahra bölgesinde, tarihleri binlerce yıl geriye dayanan gezici Arap kabileleri bulunuyor. Bu kabileler Afrika’yı bir baştan diğerine, yağmur mevsimlerini takip ederek, hiçbir pasaport, gümrük sınırlamasına takılmadan develeriyle kat ediyorlar. Bu kabilelerin döngüsü sınırlar katı bir şekilde çizilip gümrük, pasaport vs gibi kontroller uygulansa mümkün olmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sudan Türkiye’nin üç katı büyüklükte, çoğu çöllerden oluşan bir ülke. 1956’da İngiltere’den bağımsızlığını kazandığında başlatılan Araplaştırma, Müslümanlaştırma hareketleri yüzünden Güney Sudan’da yaşayan Hıristiyan ve animistlerle (yerli putperest dinlerin bağlıları) Müslüman halk arasında 25 yıl süren çok kanlı bir iç savaş çıktı. 2005’te bu savaş sona erdi ve Güney Sudan’da ayrı bir hükümet kuruldu. Bu bölgede 2012 yılında bir referandum yapılacak ve bu referandumdan büyük ihtimalle Sudan’dan ayrılma kararı çıkacak. Güney Sudan’da zengin petrol yatakları bulunuyor. Gelişmiş, sanayileşmiş bir bölge ve sulak alanların çoğu da bu bölgede yer alıyor. Ancak Sudan çok büyük bir ülke ve geneli oldukça fakir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soruna adını veren ve Sudan’ın en batı ucunda bulunan Darfur ise çok geri bırakılmış, hayat şartlarının çok zor olduğu, halkının yüzde 100’ü Müslüman olan bir yerleşim bölgesi. Burada bireylerinin tümünün hafız olduğu aileler yaşıyor. Darfur halkı kendilerine Afrikalı Zenci diyor. Onların dışında bölgede gerçek Araplar var. Bir de dillerini unutmuş kendilerine Zenci diyen Araplar yaşıyor. Afrika’nın kuzeyindeki çölleşmenin güneye doğru genişlemesi yüzünden gezgin kabileler yerli halkın kullandığı otlaklara yayılmaya başlayınca yerel çatışmalar başladı. Bu çatışmalar komşu ülke Libya’nın ve Sudan devletinin itmesiyle etnik bir karakter aldı. Sudan devleti çatışmaları kendi güçleriyle (polis, ordu vs) çözemeyince silahlandırdığı Arap kabileleri (Cancavidler) vasıtasıyla çözmek istedi. Türkiye’deki koruculuk sistemini anımsatan bu uygulama yüzünden kanlı çatışmalar yaşandı. 2 milyon insan mülteci kamplarına mahkûm edildi. En iyimser rakamla 30 bin, en kötümser rakamla 300 bin insan öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Asıl sorumlu gözden kaçmamalı&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sudan’da çok sayıda insan hayatını kaybetmiştir. Bu süreçte 2 milyon insan zor şartlar altında yaşamak zorunda bırakılmış ve çeşitli zulümlere uğramıştır. Yani ortada büyük bir insanlık suçu vardır. Ancak bizim meseleye insan hakları aktivisti olarak bakarken yapmamız gereken ilk şey, bu çatışmanın Arap-Afrikalı çatışması olarak sunulmasına karşı çıkmaktır. İkinci nokta ise ulus devletlerin varlığı ve çölleşmenin hızlanmasını gözden kaçırmamaktır. Çünkü bu çatışma kapitalizmin, aşırı kâr hırsının, gelecek nesillerin kaynaklarını tüketme sorumsuzluğunun bir sonucudur. Bunları ve ulus devletlerin geleneksel yapıları böldüğünü, Sudan’daki ciddi kalkınma problemini göz ardı etmemeli, bütün yönlendirmelere rağmen sorunu Arap-Afrikalı çatışmasına dayandırmak kolaycılığına ve yanlışlığına düşmekten kaçmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;strong&gt;SONUÇ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UCM aslında bir yandan doğru bir şey yapmakta, diğer yandan çelişkili bir durumun içinde görünmektedir. Çünkü yetki sınırları dışında olduğundan ve BM Güvenlik Konseyi şikâyetçi olmadığından 1 milyon Iraklıyı öldüren ABD’yi yargılayamazken, Ömer El Beşir’i yargılayabilmektedir. Burada çifte standart uygulayan UCM değil UCM’yi istediği zaman yetkilendiren istediği zaman yetkilendirmeyen BM Güvenlik Konseyinin bizzat kendisidir. ABD taraf olmayarak varlığını kabullenmediği bir mahkemeden kendine göre birtakım sebepler yüzünden Ömer El-Beşir’in yargılanmasını isteyebilmektedir. Tabii ABD’nin yargılanamıyor oluşu üzücü bir çelişkidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak bölgede bir barış süreci başlamıştır. Sudan hükümeti bölgeyi İKÖ’ye, Arap Birliğine, Afrika Birliğine açmalıdır. Kötü hayat koşulları tespit edilmelidir. Barış süreci uluslar arası İslam camiası tarafından desteklenmeli, bölgedeki insanların hayat şartları uluslar arası birlikler vasıtasıyla iyileştirilmelidir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-256451201514980615?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/256451201514980615/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/unsalin-darfur-sunumu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/256451201514980615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/256451201514980615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/unsalin-darfur-sunumu.html' title='Ünsal&apos;ın Darfur Sunumu'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SduRDG6Gi0I/AAAAAAAAADs/VsphkPIFGWU/s72-c/Dc777.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-104580315427223126</id><published>2009-04-06T04:00:00.000-07:00</published><updated>2009-04-07T12:38:14.732-07:00</updated><title type='text'>"Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu"na Katılma Kararı Alındı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SdtbJSA4sEI/AAAAAAAAADc/Q7ax07qD38Q/s1600-h/Dc776.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5321947599680876610" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SdtbJSA4sEI/AAAAAAAAADc/Q7ax07qD38Q/s320/Dc776.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;p align="justify"&gt;"Mazlumder Ankara Şubesi bir süre önce bileşenleri arasından çekildiği Ankara İnanç Özgürlüğü Platformuna yeniden katılma kararı aldı. 4 Nisan Cumartesi günü Mazlumder'de platformun katılımcıları ile yapılan istişare toplantısında, Ankara İnanç Özgürlüğü Platformunun faaliyetlerinin çeşitlendirilmesine, uzun bir süredir inanç özgürlüğü alanında verilen mücadelenin yeni faaliyetler ile kamuoyuna hatırlatılmasına karar verildi. Platformdan çeşitli nedenlerle ayrılan ya da bileşeni olduğu halde toplantılara katılım göstermeyen sivil toplum kuruluşlarıyla yeniden bağlantıya geçilecek. Platformun hızla büyümesi için Ankara'da faaliyet gösteren başka sivil toplum kuruluşlarına da platforma katılmaları yönünde davet yapılacak. Mazlumder Ankara Şubenin katılımıyla başlatılan yeni sürecin ilk eylemi olarak 9 Nisan Perşembe günü saat 12.30'da AK Parti Genel Merkezi önünde sivil ve demokratik bir anayasa çağrısı yapılacak."&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SdoQTBZLjAI/AAAAAAAAADE/47jd-nfFOrU/s1600-h/Dc775.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5321583828669271042" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SdoQTBZLjAI/AAAAAAAAADE/47jd-nfFOrU/s320/Dc775.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-104580315427223126?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/104580315427223126/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/inanc-platformuna-katlma-karar-aldk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/104580315427223126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/104580315427223126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/inanc-platformuna-katlma-karar-aldk.html' title='&quot;Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu&quot;na Katılma Kararı Alındı'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SdtbJSA4sEI/AAAAAAAAADc/Q7ax07qD38Q/s72-c/Dc776.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-2806530383155179603</id><published>2009-04-03T14:55:00.000-07:00</published><updated>2009-04-13T04:50:52.996-07:00</updated><title type='text'>DESA Direnişine MAZLUMDER Desteği...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SdaGuRb_hAI/AAAAAAAAAC0/2iqvHlOC_dE/s1600-h/emnasln.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320588139297735682" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SdaGuRb_hAI/AAAAAAAAAC0/2iqvHlOC_dE/s320/emnasln.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;DESA’da 8 yıllık işçi olarak çalışırken sendikaya üye olduğu ve arkadaşlarının da üyeliği için toplantılar düzenlediği gerekçesiyle işten atılan Emine Arslan dün ODTÜ Siyaset Bilimi Topluluğu tarafından düzenlenen panele katılmak üzere Ankara’ya geldi. Paneli çok sayıda ODTÜ’lü öğrenci ve akademisyenin yanı sıra Mazlumder Ankara Şube Başkanı Üstün Bol, Başkan Yardımcısı Esra Duru ve İHH Ankara Şube Başkanı Erkan Halıcı da izledi. DESA İstanbul’da 262 gündür direnişini sürdüren Arslan ve Arslan’ın üyesi bulunduğu Deri-İş Sendikası Uzmanı Nuran Gülenç uzun soluklu mücadelelerini anlattılar. Arslan’ın mücadelesi DESA’nın İstanbul’daki fabrika ve satış mağazasında sürerken Düzce’deki DESA fabrikasında da 341 gündür direniş devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arslan, DESA’da çalıştığı 8 yıl boyunca çalışma koşullarının zorluğunu, işe girdiğinde bir süre sigortasız çalıştırıldıkları için SSK müfettişlerinden kaçırıldıklarını anlattı. Fazla mesai konusunda işyerinin herhangi bir sınırlaması olmadığına dikkat çeken Arslan, 2 gün 1 gece ayakta çalıştıklarını, 240 saat mesai yaptıkları halde kendilerine sorulursa sadece 10 saat mesai yaptıklarını söylemeleri yönünde işveren tarafından baskı yapıldığını dile getirdi. Arslan, çalıştığı süre boyunca işten en erken 22.00-23.00 sularında çıkabildiklerini, kendileri ya da çocukları hasta olduğunda izin alabilmelerinin mümkün olmadığını, insan sağlığına zarar veren birtakım kimyasallarla çalışmalarına rağmen kendilerine kâğıt maske bile verilmediğini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arslan, işverenin anlaşmalı olduğu yerli ve yabancı ünlü markaların fabrika ve işçilerin çalışma koşullarına ilişkin bazı kural ve kısıtlamaları bulunması yüzünden bu marka yetkililerin fabrikaya geldiği günlerde özel hazırlıklar yapıldığını dile getirdi. Arslan, bu zamanlarda kendilerine maskeler dağıtıldığını, tehlikeli kimyasalların ortadan kaldırıldığını, örneğin bazı firmaların elle dikiş istememeleri yüzünden iğne vs. malzemelerin saklanmasının istendiğini, bunlarla yakalanan işçilerin ceza aldığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ve buna benzer kötü çalışma koşulları yüzünden kendisinin hakkını aramaya karar verdiğini ve bunun için sendikaya üye olduğunu ifade eden Arslan, her şeyin bu üyelikle başladığına dikkat çekti. Arslan, “Sendikaya üye olmamın ardından bana tuzak kuruldu. Yeni gelen işçilere iş öğretecek kadar becerikli görülen bana aynı gün içinde iki kez hatalı iş yaptığım gerekçesiyle uyarı verildi. Ağza alınmayacak küfürler işittim. İşten atıldım. Birtakım belgeler imzalatmak istediler. İmzalamadım, alacaklarımı ve tazminatımı istedim, ödenmedi. Bana ‘DESA’nın bugüne kadar tazminat ödediği görülmüş mü?’ dendi” cümleleriyle yaşadıklarını anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonraki süreçte işvereni, ustabaşıları tarafından evine kadar defalarca izlendiğini anlatan Arslan, yaşadığı mahallede komşularının kendisine çok destek olduğunu belirtti. Sadece 2 direnişçi için fabrika önüne 6 otobüs Çevik Kuvvet polisi getirildiğini anlatan Arslan, arkadaşlarıyla iletişimini kesebilmek amacıyla örneğin Cuma namazına giden işçilerin polis eşliğinde, hatta arabalarla değişik camilere taşınmaya başlandığını da söyledi. Direnişi sırasında arkadaşlarının kendisine destek olmaktan çekindiklerini dile getiren Arslan, selamlaştığı kişilerin dahi kameralarla izlenerek işveren tarafından uyarıldığını belirtti. Arslan mücadelesinden vazgeçmesi için kendisine değişik teklifler getirildiğini, İstanbul’u terk etmesi için imkânlar önerildiğini aktararak son olarak kızının evlerinin önünden kaçırılmak istendiğini, bu girişim başarılı olamasa da kızının psikolojisinin bozulduğunu ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendikaya üye olduğu için işten atıldığının mahkeme tarafından karara bağlandığını ancak bu kararın işveren tarafından temyize götürüldüğünü anlatan Arslan, patronlarının bu süreçte kendilerini küçük düşürmek, itibarsızlaştırmak amacıyla hakaretler ettiğini son olarak Ergenekoncu olmakla da suçlandıklarını söyledi. Arslan, bir televizyon kanalının ETÖ itirafçılarından birinin ifadesine dayanarak isim vermeden İstanbul’da bir deri fabrikasında yapılan eylemlerin ve bu eylemleri destekleyen sendikanın krizi derinleştirmek amacına hizmet ettiği iddiasını ortaya attığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arslan’ın ardından söz alan Deri-İş Sendikası Uzmanı Nuran Gülenç, 1200 işçisi, yurt içinde çok sayıda fabrika ve şubesi ile yurtdışında da satış mağazaları bulunan DESA’nın uluslar arası üne sahip firmalar için üretim yapan bir deri fabrikası olduğunu anlattı. Gülenç, MÜSİAD üyesi bir aile şirketi olan DESA’nın sahibinin, hükümetin üyeleri ile iyi ilişkiler içinde bulunduğunu söyledi. Bu ilişkilerin işverene bir hareket rahatlığı sağladığına dikkat çeken Gülenç, işverenin sendikanın fabrikadaki faaliyetini engelleyebilmek amacıyla yasal olmayan yollara başvurduğunu anlatarak, bu süreçte jandarmanın dahi işverenden yana bir tavır takındığını söyledi. Kendilerinin sendika olarak Düzce DESA’daki direniş ve olaylarla ilgili Düzce Valiliği ve belediye ile görüşmek istediklerini ancak bu tarihe kadar randevu verilmediğini ifade eden Gülenç, valiliğin de belediyenin de direnen işçileri tek tek arayarak bu işten vazgeçmeleri yönünde ikna etmeye çalıştıklarını aktardı. Başlangıçta kadın işçilerin kendilerini işçi olarak değil de eve ek gelir getiren kişiler olarak gördüklerini anlatan Gülenç, sendika olarak önce bu anlayışın üstüne gittiklerini de anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülenç, DESA’da olanları duyurmak amacıyla bu firmadan ürün alan uluslar arası markalarla iletişim kurduklarını ve muhataplarını yaşanan hak ihlalleri ile ilgili bilgilendirmeye çalıştıklarını ifade ederek, bu firmaların özellikle düşük maliyetler yüzünden tercih ettikleri Türkiye ya da benzer ülkelerde işçilerin kötü çalışma koşullarını görmezden geldiklerini söyledi. Bu aşamada sendikalardan daha hızlı hareket edebilen tüketici derneklerinden çok büyük yardım aldıklarına dikkat çeken Gülenç, Uluslar arası Tüketici Derneği’nin bu süreçte eylem yapmak için kendilerine çok destek verdiğini ifade etti. Prada, Marks&amp;amp;Spencer gibi firmaların DESA’nın ürünlerini sattıkları bilgisini veren Gülenç, 16 Kasım’da CCC’nin desteğiyle uluslar arası bir kampanya başlattıklarını ve bu doğrultuda Prada’nın Fransa’daki mağazası önünde Emine Arslan’ın da katılımıyla bir proteste eylemi gerçekleştirdiklerini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransa dışında İspanya, İtalya ve İngiltere’de de eylemler yaptıklarını anlatan Gülenç, bu ülkelerdeki mağazalarda çalışan işçilere DESA Türkiye’de yaşananlar hakkında bilgi verdiklerini ifade etti. Gülenç girişimleri neticesinde DESA işvereninin 19 Aralık’ta sendika ile masaya oturduğunu ancak beş günlük görüşmelerin herhangi bir sonuca ulaşamadığını bildirdi. Uluslar arası girişimleri sayesinde Marks&amp;amp;Spencer’ın bağımsız bir denetimciye fabrikayı denetlettiğini ve kötü çalışma koşullarını tespit ettiği için siparişlerini dondurduğunu anlatan Gülenç, aynı şekilde İspanya’daki mağazanın da fabrika koşulları iyileştirilene kadar DESA ürünlerini almayacağını açıkladığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreç sırasında sendika hakkında ETÖ’ye destek olduğu iddiasıyla bir televizyonda haber yapıldığına, sendikanın web sitesinin 9 kez çökertildiğine, ana bilgisayarın çalındığına dikkat çeken Gülenç amaçlarına ulaşana kadar mücadeleye devam edeceklerini ifade etti. Arslan dışında 25 işçinin daha sendikal nedenlerle işten atıldığının mahkeme tarafından tespit edildiğini ancak işverenin bu kararı temyize götürdüğünü hatırlatan Gülenç, DESA direnişi ile dayanışmak için Türkiye’den ve dünyadan mektuplar aldıklarını, ziyaretçiler geldiğini, İstanbul’da DESA mağazaları önünde iki haftada bir protesto eylemleri düzenlendiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili bir kamuoyu oluşturmayı başardıklarını aktaran Gülenç, nihai hedeflerini; atılan işçilerin geri alınması, boşta geçen sürenin işçiler için maddi olarak telafisinin sağlanması, işçilere örgütlenme özgürlüğü tanınması ve bundan sonraki görüşmelerde sendikanın muhatap alınması olarak özetledi. Gülenç bu hedeflere ulaşmak için çalıştıklarını ve umutlu olduklarını ifade ederken, ancak gelinen noktanın da sendikal mücadele için önemli olduğuna dikkat çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra panelin soru cevap kısmına geçildi. Emine Arslan, eşinin mücadelesinde kendisine destek olup olmadığına dair bir soruya, “Biz içeride kötü çalışma koşulları altında çalışırken birçok eş bundan haberdar olmuyor, bazıları evlerinde dinleniyor. Şimdi biz hakkımızı almak için mücadele ederken onların bize destek olmasını bekleriz. Benim eşim bana sonuna kadar destek oldu. Ben emeğime sahip çıkmak istedim ve çıktım” dedi. Arslan, ekonomik krizle ilgili bir soruya da, “Kriz bahanesiyle büyük işverenler kendilerini daha da büyütüyor. Küçük esnaf yok oluyor” cevabını verdi. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Esra Duru&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Başkan Yardımcısı&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-2806530383155179603?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/2806530383155179603/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/desa-direniscisi-arslan-odtude.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/2806530383155179603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/2806530383155179603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/04/desa-direniscisi-arslan-odtude.html' title='DESA Direnişine MAZLUMDER Desteği...'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/SdaGuRb_hAI/AAAAAAAAAC0/2iqvHlOC_dE/s72-c/emnasln.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-3285935653103129292</id><published>2009-03-27T11:14:00.000-07:00</published><updated>2009-03-27T12:59:23.603-07:00</updated><title type='text'>Sandık Kurulu Üyeleri DİKKAT!!</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5317958810132289730" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 122px; CURSOR: hand; HEIGHT: 94px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0vXLAYGMI/AAAAAAAAACs/hCbF0Af74dU/s320/ysk.jpg" border="0" /&gt;Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 19.03.2009 tarih 2009/8 sayılı genelgeyle sandık kurullarını “kamusal alan” ilan ederek ve sandık kurulu üyelerinin “hizmet veren” konumunda olduğunu belirterek kurul üyelerinin başı örtülü olarak görev yapamayacaklarına hükmetmiştir.YSK bu kararını herhangi bir yasal düzenlemeye dayandıramadığı için 2007 yılında verdiği münferit bir karara bağlamıştır. Başörtüsü yasağını düzenleyen herhangi bir yasal metin bulunmadığından YSK önce karar alıp, sonra bu karara istinaden genelge yayınlamaktadır. Kurul’un bu kararı seçimin sıhhatli bir şekilde yapılmasından ziyade, ideolojik bir bakış açısının bütün Türkiye’ye dayatılması şeklinde yorumlanmaktadır.Yüksek Seçim Kurulu’nun genelgesi hukuka uygun olmadığı gibi 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’a da aykırıdır. Bu kanunun 11, 14, 21, 22, 23, 24 ve 25. maddelerinde yer alan “Sandık Kurullarının Kurulması, Sandık Kurulu Başkanı Seçilmesi, Sandık Kurulu Üyeliklerinin Belirlenmesi, Sandık Kurullarının Görev Süresi ve Adaylar ve Müşahitlerin Belirlenmesi” maddeleri incelendiğinde de görülecektir ki ne müşahit veya üyelerin ne de sandık kurulu başkanları ile üyelerinin seçilmesinde kılık kıyafet şartı aranmaktadır. Üstelik aynı kanunun 26. maddesinde Sandık Kurullarında Görev Alamayacaklar belirtilmiştir. Orada aranan en temel kriter de siyasi partilere üye olamayacak durumda bulunanların sandık kurullarında görev alamayacağı hususudur. Başı örtülü olmanın siyasi partiye üye olmaya engel bir hali olmadığına göre başörtülü kişilerin sandık başlarında görev almalarında da hiçbir engel bulunmamaktadır.Bununla birlikte seçim takvimine göre sandık kurulları listeleri 26.02.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Hukuksuz olsa bile YSK listeler kesinleşmeden önce bu genelgeyi yayınlamış olsa idi, siyasi partiler yeni bir düzenleme yapma hakkına sahip olacaklardı. Oysa YSK seçime on gün kala genelge yayınlayarak seçimler üzerinde soru işaretleri oluşturmuştur. YSK listeler kesinleştikten sonra sandık kurulu listelerinin oluşturulmasına ilişkin genelge yayınlayamaz, yayınladığı genelge ile 298 sayılı kanunun 26. maddesinde belirtilen sandık kurulunda görev alamayacak olanlara ilaveler yapamaz.Ayrıca yine 298 sayılı yasanın 82/1. maddesinde sandık kurulu başkanının yetkileri sayılmıştır. Buna göre; “Sandık alanında, seçmenin oyunu tam bir serbestlikle ve gizli şekilde kullanmasına veya sandık kurulunun görevini yapmasına engel olmaya kalkışanlara yahut da oy verme işinin yolunda gitmesini aksatanlarla, sandık başı işlemlerinin düzenini bozmaya yeltenenleri başkan uyarır. Bu uyarmayı dinlemeyenleri sandık alanından dışarı çıkartabilir. Bu kimse sandık kurulu üyesi ise, ancak kurul kararı ile çıkartılabilir.” Başı örtülü sandık kurulu üyesinin dışarı çıkartılabilmesi için kanunda açıkça yazılı olduğu üzere kurul kararı gerekmektedir. Bu nedenlerle; 29 Mart sabahı sandık kurullarına giden başı örtülü üyeler şu hususlara dikkat etmelidir.a. YSK’nun genelgesi hiçbir hukuki ve yasal düzenlemeye dayanmamaktadır. Anayasanın amir hükümleri gereğince temel hak ve hürriyetler demokratik bir düzende ancak ve ancak kanunla sınırlandırılabilir. Kanun yapma ve dolayısıyla temel hakların usulüne uygun olarak sınırlandırılması ise yasamaya yani TBMM’ye ait olup yasama dışında herhangi bir kişi, kurum veya kuruluşa bırakılmamıştır. Kanun dışı bu sınırlama anayasanın amir hükmünü ihlal oluşturmaktadır.b. Sandık başkanı veya kurul üyelerinden birinin başı örtülü üyelerin görev yapmalarını engelleyebilmesi için kurul kararı alması gerekmektedir.c. Anayasanın 137. maddesi suç teşkil eden hiçbir emrin yerine getirilemeyeceğine ve emri yerine getirenin sorumluluktan kurtulamayacağına hükmetmektedir. Sandık kurullarında bu hükme dikkat çekilmeli ve sandık kurulu başkanı ve üyelerinin bu madde hükmüne göre suç işledikleri ve yargı önünde hesap verecekleri hatırlatılmalıdır. Bu nedenle:ç. Sandık Kurulu başkanı ve üyeleri, hukuksuzluğu uygulama hususunda ısrarcı olur da başı örtülü üyenin sandık kurulu üyeliğini engellerse ekte bulunan tutanak tutulmalı ve şahitlerle birlikte imza altına alınmalıdır. Ayrıca hem sandık kurulu başkanına hem de diğer sandık kurulu üyelerine yaptıklarının suç olduğu hatırlatılarak haklarında suç duyurusunda bulunulacağı hatırlatılmalıdır.d. Tutulan bu tutanak ile seçim gününü takiben sandık kurulu başkanı ve üyeleri hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunulmalıdır. Ayrıca bu tutanaklar iç hukuk yolları tüketildikten sonra AİHM’de seçimlerin iptaline kadar gidecek bir sürecin parçası da olabilecektir.e. Mazlumder Ankara Şubesi 29 Mart günü 07:00- 19:00 saatleri arasında sandık kurullarında haksızlığa uğrayan sandık kurulu üyelerine hukuki destek sağlayacak ve tespit çalışması yaparak, bu haksızlığa sebep olanlar hakkında suç duyurularında bulunacaktır.—Hukuki yardım için başvuru telefonumuz: 0 312 435 77 95—Soru ve yardım için elektronik posta adresimiz: &lt;a href="mailto:ankaramazlumder@gmail.com"&gt;ankaramazlumder@gmail.com&lt;/a&gt;YSK; ideolojik bir yaklaşımla hazırlandığı intibaı oluşturan bu genelgeden geri adım atarak seçimlerin yurt sathında sorunsuz olarak yapılmasını ve seçimler üzerinde şaibe oluşturulmamasını tesis edebilir. Aksi halde oluşabilecek her tatsızlıktan Yüksek Seçim Kurulu bizzat sorumlu olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;26.03.2009&lt;br /&gt;Üstün BOL&lt;br /&gt;Ankara Şube Başkanı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;color:#990000;"&gt;------------------------------------------------------------------&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-3285935653103129292?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/3285935653103129292/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/03/yuksek-secim-kurulu-ysk-19.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/3285935653103129292'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/3285935653103129292'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/03/yuksek-secim-kurulu-ysk-19.html' title='Sandık Kurulu Üyeleri DİKKAT!!'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0vXLAYGMI/AAAAAAAAACs/hCbF0Af74dU/s72-c/ysk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-6135784756749299822</id><published>2009-03-27T11:08:00.000-07:00</published><updated>2009-03-27T11:20:02.243-07:00</updated><title type='text'>Başı Kapalıya,Sandık Başı da Kapalı!</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0XYipBKiI/AAAAAAAAAAc/sqQHCyIfDHU/s1600-h/210309ysk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5317932445377571362" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 134px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0XYipBKiI/AAAAAAAAAAc/sqQHCyIfDHU/s200/210309ysk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Yüksek Seçim Kurulu T.C. kimlik numarası skandalından sonra ikinci bir skandala imza atarak; sandık kurullarının kamusal alan olduğu ve sandık kurullarında görev alanların “hizmet veren” konumunda bulunduklarına hükmetmiştir. 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanuna dayalı olarak YSK tarafından 19.03.2009 tarihli 2009/8 sayılı genelge yayınlanmıştır. Bu genelgede YSK nın 29.05.2008 tarihli kararına atıf yapılarak "siyasi partiler tarafından sandık kurullarına üye olarak bildirilen görevlilerin; sandık alanının kamusal alan olması ve sandık kurullarında görev alanların da hizmet veren konumunda bulunmaları nedeniyle, sınırları yasalarla ve yargı kararlarıyla çizilmiş bulunan kılık ve kıyafet ölçülerine, hizmet verme süresince uymaları zorunluluktur. " denilmektedir.YSK 2007 yılında yapılan referandumda başörtülü olarak sandık kurulu üyeliği yapan bir kurul üyesine yapılan itirazı incelemiş ve itirazı kabul etmiştir. YSK hem verdiği kararda hem yayınladığı genelgede hukuki değil tamamen keyfi hareket etmektedir. Çünkü seçimlere ilişkin en temel yasa olan 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda veya seçimlere ilişkin diğer hiçbir kanunda hatta ülkede meri bulunan hiçbir mevzuatta başörtüsü yasak edilmemiştir. Aynı yasanın 21, 22, 23, 24 ve 25. maddelerinde yer alan “Sandık Kurullarının Kurulması, Sandık Kurulu Başkanı Seçilmesi, Sandık Kurulu Üyeliklerinin Belirlenmesi, Sandık Kurullarının Görev Süresi ve Adaylar ve Müşahitlerin Belirlenmesi” maddeleri incelendiğinde de görülecektir ki ne müşahit veya üyelerin ne de sandık kurulu başkanları ile üyelerinin seçilmesinde kılık kıyafet şartı aranmaktadır. Üstelik aynı kanunun 26. maddesinde Sandık Kurullarında Görev Alamayacaklar belirtilmiştir. Orada aranan en temel kriter de siyasi partilere üye olamayacak durumda bulunanların sandık kurullarında görev alamayacağı hususudur. Başı örtülü olmanın siyasi partiye üye olmaya engel bir hali olmadığına göre sandık başlarında görev almalarında da hiçbir engel bulunmamaktadır. Kılık kıyafet özgürlüğü temel hak ve hürriyetlerdendir. Temel hak ve hürriyetlerin de ancak kanunla sınırlanabileceği anayasa hükmüdür. Buna rağmen YSK suç işleyerek çıkarmış olduğu genelge ile insanların en temel haklarından olan kılık kıyafet özgürlüğünü sınırlamaktadır29 Mart ta yapılacak olan yerel seçimlere 10 gün kala 19 Mart ta yayınlanan bu genelge ile amaçlanan başörtülü kadının elinden seçme ve seçilme hakkını almak olduğu kadar kullanmış oldukları oyların takipçiliğini yapmalarını da engellemektir. Daha bir hafta önce YSK tarafından TC Kimlik Numarası olmadan oy kullanılamayacağının bildirilmesinden sonra TBMM de bulunan tüm siyasi partiler hep bir ağızdan bunun yanlış olduğunu söylemiş ve tepki göstermiştir. Ancak, aynı siyasi partilerin insanların en temel haklarından birinin gaspı olan bu genelgeye tepki göstermemesi anlaşılır gibi değildir.Hiç kimse kaynağını hukuktan almadığı bir yetkiyi kullanamaz. Hiçbir yasal ve hukuki dayanağı olmayan "hizmet alan-hizmet veren” ayrımı yaparak, din ve vicdan özgürlüğü, seçme ve seçilme özgürlüğü ve çalışma hakkı gibi temel hakların ihlal edilmesi kabul edilemez. YSK tarafından militarist bir girişim içinde bulunularak yapılan ve hiçbir hukuki alt yapısı bulunmadan yayınlanan genelgenin yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay’a müracaat edeceğiz. Mazlumder Ankara şubesi 29 Mart günü sandık kurullarında başörtülülere yönelik işlenebilecek hak ihlallerine karşı hukuki yardım yapabilmek için açık olacaktır. Kurul üyeleri telefonla hukuki yardım alabilecekleri gibi, başı örtülü olarak görev yapmalarının engellenmesi durumunda olay anında tutanakla durumu tespit edip, sandık kurulu başkanı, üyeleri ve YSK başkanı hakkında dava açabileceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;26.03.2009&lt;br /&gt;MAZLUMDER Ankara Şubesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;color:#990000;"&gt;------------------------------------------------------------------&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-6135784756749299822?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/6135784756749299822/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/03/bas-kapalyasandk-bas-da-kapal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/6135784756749299822'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/6135784756749299822'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/03/bas-kapalyasandk-bas-da-kapal.html' title='Başı Kapalıya,Sandık Başı da Kapalı!'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0XYipBKiI/AAAAAAAAAAc/sqQHCyIfDHU/s72-c/210309ysk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-7783496215816139124</id><published>2009-03-27T10:58:00.000-07:00</published><updated>2009-03-27T11:19:17.551-07:00</updated><title type='text'>Darbeci NTV...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0VaZIbJyI/AAAAAAAAAAM/IyAKsijJabI/s1600-h/ustunbol1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5317930278161426210" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 156px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0VaZIbJyI/AAAAAAAAAAM/IyAKsijJabI/s200/ustunbol1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; NTV’de 18.03.2009 tarihinde yayınlanan “Seçim Otobüsü” programında alenen darbe çağrısı yapılmıştır. Seçimin nabzını tutmak adına belediye otobüsü kılıfına sokulmuş program aracında provakatif yayınlar yapılmaktadır.Çoğunluğu öğrencilerden oluşan, hayat ve yakın siyasi tarih bilgilerinin zayıf olduğu gözlenen kişilerin “Dini siyasete alet ettiler, bu parti kapatılsın”, “Ben darbe taraftarıyım, birçok şeyin resetlenmesi lazım, darbeyle birçok kişiye gözdağı verilmesi lazım”, “Bu ülkeyi koruyacak tek asker artık”, “Olabilecek tek doğru şey askerin gelmesi”, “En doğrusu askeriyenin gelmesi” şeklindeki sözleri internet kayıtlarında açıkça görülmektedir.Daha vahim olan ise ilgili televizyon programının canlı yayın değil, bant yayını olmasıdır. Yani televizyonun yayın yönetmeni ve ilgili müdürleri darbe çağrılarını yayınlamama imkanına sahip oldukları halde bilinçli bir şekilde darbe çığırtkanlığı yapmıştır. “Canlı yayın kazası” denilerek geçiştirilemeyecek ve “özür dileriz” ile kapatılamayacak olan bu ayıp, televizyonculuk tarihinin kara sayfalarına eklenmiş ve sorumluları da “darbeci” sıfatını hakkıyla üstlenmişlerdir.Darbe yapmak ne kadar suç ise darbe çağrısı yapmak, darbeyi savunmak, darbe ile ilgili imada bulunmak da suçtur. Türkiye bir hukuk devleti ise darbe çağrısı yapan ve darbe çağrısının yapılmasına zemin oluşturanlar hakkında yargı organları ve RTÜK gerekli işlemleri başlatmalıdır.NTV’nin sahibi ve yöneticileri darbe çığırtkanlığını silik bir “özür”le geçiştiremez. Darbe yanlısı olmadıklarını söz konusu eylemin sahipleri / sorumluları hakkında gerekli müeyyideyi uygulayarak ispat edebilirler. Aksi halde NTV tarih ve sivil toplum önünde “darbe yanlısı”, antidemokratik bir düzen ve militer faşizm arzulayan bir kurum olarak anılacaktır.Bu nedenle NTV yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunuyor, savcıları göreve davet ediyoruz.Yapılan yayınlar aynı zamanda RTÜK kanununa aykırı olduğundan adı anılan televizyon kanalı hakkında cezai işlemlerin başlatılması amacıyla bugün RTÜK nezdinde de gerekli girişimlerde bulunuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;20.03.2008&lt;br /&gt;Üstün BOL&lt;br /&gt;MAZLUMDER Ankara Şube Başkanı&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;------------------------------------------------------------------&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU BAŞKANLIĞI’NA&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;ANKARA&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;MÜŞTEKİ :&lt;/strong&gt; İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma DerneğiAnkara Şubesi Adına Üstün BOL&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ŞİKAYET OLUNAN :&lt;/strong&gt; NTV Televizyon Kanalı&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ŞİKAYET SEBEPLERİ:&lt;/strong&gt;1. 18.03.2009 tarihinde saat 12.00-13.00 arasında NTV adlı televizyon kanalında yayınlanan “Seçim Otobüsü” adlı programda TCK’nun 309, 311, 312 ve 319. maddelerine aykırılık teşkil edecek şekilde sözler söylenmiştir. Program sunucusunun görüşlerini almak için mikrofon uzattığı şahıslardan üç tanesi aynen “Ben darbe taraftarıyım”, “Darbe ile tamamen gözdağı olması lazım”, “Bu ülkeyi koruyacak tek kişi asker”, “En doğrusu askerin gelmesi geriye bile gitsek en mantıklısı bu” şeklinde sözler söylemişlerdir.2. Bu sözler canlı yayınlanan bir programda söylenmiş olsaydı canlı yayın kazası şeklinde düşünülebilirdi. Ancak NTV Televizyonu yetkilileri yapılan bu programı banttan vermişlerdir. Yani herhangi bir kaza falan değil ortada kasten yapılan bir yayın vardır. NTV Televizyonu yetkilileri içeriği suç teşkil eden bir yayını kasten yayınlayarak suça ortak olmuşlardır.3. 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Yayın İlkeleri Başlıklı 4. Maddesinde yayınların hukukun üstünlüğüne, Anayasanın genel ilkelerine.... uygun olarak yapılacağı belirtilmiştir. Oysa NTV adlı televizyonun yetkilileri Anayasanın 6. Maddesinde yerini bulan “egemenliğin millete ait olduğu” hükmünü, yine 7. Maddesinde yer alan “Yasama yetkisi TBMM ye aittir, başkasına devredilemez” hükmünü ve 8. Maddesinde yer alan “Yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kuruluna aittir” hükmünü ihlal ederek hem egemenliğin hem de yasama ve yürütme yetkisinin askerler tarafından yerine getirilmesini yani millet tarafından işbaşına getirilen meclisin ve hükümetin yerine silahlı bir askeri darbe yapılarak askerlerin getirilmesi gerektiğini dile getirmiş olmaktadırlar.4. RTÜK yasasının 34. Maddesine göre Anayasanın koyduğu genel ilkelere ve TCK ya göre açıkça suç teşkil eden yayınları yapanların cezalandırılması gerektiğini belirtmektedir. Bu nedenlerle de NTV adlı televizyon yetkilileri hakkında gerekli cezai işlemlerin yapılması amacıyla işbu şikayet dilekçesini yapma gereği hasıl olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SONUÇ :&lt;/strong&gt; Yukarıdan beri izah ettiğimiz nedenlerle; NTV Televizyonu yetkililerinin Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 4. Ve 34. Maddesi ile TCK nun 309,311,312 ve 319. Maddelerine aykırı yayınlarından dolayı cezalandırılmasını talep ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;20.03.2009&lt;br /&gt;İnsan Hakları ve Mazlumlar İçinDayanışma Derneği (MAZLUMDER)&lt;br /&gt;Ankara Şubesi Başkanı&lt;br /&gt;Üstün BOL&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;color:#990000;"&gt;------------------------------------------------------------------&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-7783496215816139124?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/7783496215816139124/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/03/darbeci-ntv.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/7783496215816139124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/7783496215816139124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/03/darbeci-ntv.html' title='Darbeci NTV...'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0VaZIbJyI/AAAAAAAAAAM/IyAKsijJabI/s72-c/ustunbol1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2250631842572272910.post-5209804055307463815</id><published>2009-03-27T10:49:00.000-07:00</published><updated>2009-03-27T11:18:29.278-07:00</updated><title type='text'>NTV Suç Duyurusu</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;MÜŞTEKİ :&lt;/strong&gt;İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışa Derneği Ankara Şubesi adına Başkan Yardımcısı Av.Celal KARA&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;ŞÜPHELİLER :&lt;/strong&gt; 1 – Ferit F. ŞAHENK – Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı2 - Erman YERDELEN – Doğuş Holding Medya Grubu Başkanı3 – NTV Televizyonu Yetkilileri4 – Seçim Otobüsü Programının Yapımcısı ve sunucuları.5 – Programda konuşma yapan ancak isimleri tarafımızca bilinmeyen üç kişi.SUÇLAR : 1- Anayasayı İhlal (TCK m.309) 2- Yasama organına karşı suç (TCK m.311)3- Hükümete karşı suç (TCK m.312)4 – Askerleri itaatsizliğe teşvik (TCK m.319)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;OLAYLAR :&lt;/strong&gt;1- Ulusal ve uluslar arası yayın yapan NTV adlı televizyon kuruluşunun 18 Mart 2009 tarihinde saat 12.00-13.00 arasında yayınlanan “Seçim Otobüsü” aldı programında üç kişinin “darbe çağrısı” yayınlanmıştır.2- NTV’nin yerel seçimin nabzını tutmak için yayına soktuğu “Seçim Otobüsü” adlı programın dün yayımlanan bölümünde darbe çağrısı yapılmış ve askerler açıkça kanunlara itaatsizliğe çağrılmış ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile TBMM ye elkonulması talebinde bulunulmuştur. Program canlı yayınlanmamasına rağmen NTV Televizyonu yetkilileri de bu talepleri tüm izleyenlerine duyurma yolunu seçmiştir.3- Programa katılan üç kişiden biri olan erken şahıs aynen “Ben darbe taraftarıyım, Darbe ile tamamen gözdağı verilmesi lazım, bu ülkeyi koruyacak tek kişi askerdir....” şeklinde beyanlarda bulunmuştur. BU şahsın yapmış olduğu beyanatların tamamı suç teşkil etmektedir. Yargilanip cezalandirilmasi gerekmektedir. Yine programa katılan ancak isimleri bildirilmeyen diğer şahıslarda aynen “Darbe yapılması gerek.En doğrusu askerin gelmesi, geriye bile gitsek en mantıklısı bu...” şeklinde konuşmuşlardır. Her üç şahsın söylemiş olduğu sözler ile Askerleri itaatsizliğe sevkederek millet tarafından seçilen TBMM nin ve hükümetin etkisizleştirilmesi talep edilmekte ve Anayasanın ihlal edilmesi istenmektedir.4- Türk Ceza Kanunun 309. maddesi “Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü.... düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar ” şeklindedir. Yine Türk Ceza Kanunun 311. maddesi, yasama organına karşı suç başlığında “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini...nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs edenler …. cezalandırılırlar.” şeklindedir. Yine Türk Ceza kanunun 312. maddesi “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ….verilir.” Şüpheliler, Anayasa’da; Egemenliğin kullanılmasının hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı hususu ve hiçbir kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağı hükmüne karşı çıkarak askerlerin darbe yapmasını ve TBMM yi ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırıarak askerlerin yönetime gelmesini talep ettiklerinden suç işlemişlerdir.5- Aynı şekilde yukarıda belirtilen ve suç teşkil eden söylemleri dile getiren şahısların bu şekilde beyanlarda bulunmasına sebep olan ve onların bu beyanlarını övücü biçimde yayın gerçekleştiren NTV Televizyonu sahipleri ile yayıncı ve yapımcıları da bu suçlara ortak olmuşlardır.6- NTV Televizyonu sahipleri, yayıncı ve yapımcıları bu suçları kendileri de işlemiş olmaktadırlar. Çünkü yapılan yayın canlı da değildir. Kendileri tarafından önceden çekilen bu yayını 18.03.2009 tarihinde banttan yayınlayarak bilerek ve kasten suça ortak olmuşlardır. Suçu ve suçluları övücü yayın yapmışlardır. Övücü diyoruz çünkü olay bir canlı yayın kazası şeklinde olmamıştır. Yapılan yayın banttan verilmiştir. Yani NTV Televizyonu sahipleri ile yayın ve yapımcılarının suç teşkil eden bu söylemleri bilerek ve isteyerek kasten yayınlamışlardır. Bu nedenlerle NTV Televizyonu sahipleri ve yayın ve yapımcıları da yukarıda belirtilen suçlardan dolayı yargılanmak ve cezalandırılmak zorundadırlar.7- Tüm bu izahlarımız sonucunda şüpheliler kısmında belirttiğimiz ve sayın savcılığınızca yapılacak araştırmalar neticesinde belirlenecek diğer şüpheliler hakkında işbu şikayeti yapma zarureti hasıl olmuştur.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;DELİLLER:&lt;a href="http://aktifhaber.com/news_detail.php?id=213220"&gt;http://aktifhaber.com/news_detail.php?id=213220&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.haber7.com/haber/20090318/NTV-ekranindan-darbe-cagrisiVIDEO.php"&gt;http://www.haber7.com/haber/20090318/NTV-ekranindan-darbe-cagrisiVIDEO.php&lt;/a&gt;ve sair tüm deliller.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;SONUÇ VE İSTEK :&lt;/strong&gt; Yukarıdan beri izah ettiğimiz sebeplerden dolayı; Şüpheliler hakkında askerleri itaatsizliğe teşvik ederek T.C.Hükümetini ve TBMM ni ortadan kaldırmaya yönelik çaba içinde bulunmaları ve savcılığınızca değerlendirilecek diğer cezai hususlar yönünden gerekli soruşturmanın yapılarak kamu davası açılması ve cezalandırılmalarını talep ederim. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;20.03.2009&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;İnsan Hakları ve Mazlumlar İçinDayanışma Derneği Ankara Şubesi Başkan Yardımcısı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Av. Celal KARA&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-size:180%;color:#990000;"&gt;&lt;strong&gt;------------------------------------------------------------------&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2250631842572272910-5209804055307463815?l=ankaramazlumder.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/feeds/5209804055307463815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/03/ntv-suc-duyurusu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/5209804055307463815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2250631842572272910/posts/default/5209804055307463815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ankaramazlumder.blogspot.com/2009/03/ntv-suc-duyurusu.html' title='NTV Suç Duyurusu'/><author><name>ankaramazlumder</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17745070207461331721</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_b6dGssk2Ays/Sc0mEFRtCjI/AAAAAAAAAB8/FQyrv-O67DM/S220/logo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
